Zamanın Hızı

“Zaman her şeyin ilacıdır” deriz. Böylelikle acıların unutulacağının, yaraların kabuk bağlayacağının sözünü veririz. Oysa zaman sadece acılarla ilerlemez. Hatta tüm bunlardan bağımsız kendi ritminde akar, hareket eder.

Güneş yaşadıklarımıza bakmaksızın her sabah doğar ve vakti geldiğinde batar. Acele etmeden gün içinde seyrini tamamlar. Günün bir bölümünde bizi aydınlatmasının bir sebebi vardır. Tıpkı gece dünyayı karanlıkta bırakmasının bir sebebi olduğu gibi. Doğanın bu harekete uyum sağladığını görürüz. Ne kuşların sesini duyarız gece ne de koyunların otladığını görürüz. Yani zaman bize sadece hareketi vermez. Bize nasıl ve hangi hızda ilerleyeceğimizi de gösterir.

Zaman bahçeye dikilen fideyi büyütür. Toprağa sımsıkı tutunmak isteyen bu cılız bitki acele etmez. Gelişimini en iyi şekilde tamamlamak ister. Yumuşak köklerini yavaş yavaş toprağın altına salar. Onlar toprağın altında yol aldıkça gövdesi de gökyüzüne yükselmeye başlar. Ne meyve vermek için acele eder, ne de dallarını yapraklarla süsler.

Çocuklarımızın büyüme serüveni de zamana uyumlanan fideye benzer. Önce emekler, sonra yavaş yavaş ayakta durmaya başlar. Ancak bir süre sonra adım attığını görürüz. Tüm bunları yine kendi hızında, bedeninin gelişimine uygun şekilde yapar. Annesinin acele ettirmesi, onun daha çabuk koşmasını sağlamaz. Aksine, yalpalamasına hatta düşmesine sebep olur.

Ağacın her bir parçası, bir diğer parçasına bağlıdır. Kökler dallardan, yapraklar gövdeden haberdardır. Birbirinden habersiz değil, birbiriyle uyumlu hareket ederler. İnsanın zihni, düşünceleri de bedenin geri kalanından habersiz değildir. Vücudun tamamı birbirinden haberdar ve senkronize şekilde hareket eder. Fakat gittikçe zamanın ritminden uzaklaşmaktadır.

Zaman algısı

Yaşadığımız bu çağda dijitalleşme paralel fakat sahte bir zaman oluşturur. Gece ışığını söndüren güneş hareketsizliğin ve dinlenmenin habercisidir. Oysa ekranların yaydığı mavi ışık “devam et” der. Vücuda dinlenmesini değil, hareket etmesini söyler. İnsan dünyaya uyumlu doğmuştur. Fakat bu sahte zaman “bana uyum sağla” der. Böylelikle gecesi gündüzüne karışır. Gece çalışmak, hareket etmek, yemek yemek ister. Gündüz ise hareket etme isteği düşer. Gece dinlenemeyen insan, sabah yorgun kalkar.

Sadece akışı değil, hızı da farklıdır. Kaydırılan ekranlar, hızla değişen sahneler gösterir insana.  Öyle bir hıza ulaştırır ki, artık zihin yavaş olana tahammülsüzleşir. Annenin çocuğunu yürümesi için hızlandırması gibi, artık insan her şeyi hızlandırmak ister. Böylelikle hem kendisini, hem başkalarının sakatlanmasına sebep olur. Hızlandıramadığı için de sıkılıp vazgeçer. Bu vazgeçişler kayıplara da sebep olur. Köklerini hızlandıramaz ve toprağa tutunmaktan vazgeçer. Toprağa tutunamayan ağaç ise en ufak rüzgarda, fırtınada devrilir.

Çocuklarımızın ekran maruziyeti onları geleceğe hazırlamak yerine gelecekten koparır. Böyle devam ederse de, ne güçlü bir ağaca dönüşebilirler, ne vakti geldiğinde meyve verebilirler. Dijitalleşme hayatın bir parçası da olsa, biraz sınır koyabilmek zihinler, büyük ölçüde rahatlatır. Böylelikle ağaçların kökleri daha sağlam, meyvesi bol bir hale gelir.

26 Yanıt

  1. Hızlı olsun istediğinde insan karşısındakine sabredemiyor. Bir kuş bile yavrusunu nasıl sabırla yetiştiriyor. O güçlenene kadar destekliyor. Avlanmayı, savunmayı öğretiyor. Ta ki yavru kuş artık gelişinceye kadar. İnsan hakikaten de bu hıza alıştıkça karşısındakine sabredemez hale gelmiş. En ufak bir sıkıntıda kestirip atıyor. Çocuklar oyuncakları, yetişkinler ilişkilerini…

    Loading spinner
  2. Dijitalleşmeyi, bir çok aile kaçan bir tren gibi algılıyor. Bebek yaşlarda kodlama öğreten anaokulu arıyor, sosyal medyada rastgele dolaşmasına izin veriyorlar. Dijitalleşme, üretime dönükse bir anlamı var oysa ki.. Yoksa çocuklar o dijital dünyada kaybolup gidiyor ve ebeveynleri dijital oluyor…

    Loading spinner
  3. İnsanoğlu aceleciliğe meyillidir. O özelliğin zıttında hareket edip, çocuğunu büyütmek değil de yetiştirmek istediğinde her şey yeniden dizayn olur. Ayakkabısını bağlamayı sabırla öğretip, çocuğun bağlamasını beklerken, iki taraf için zor gibi görünse de toplamda iki tarafın da hayrına olur.. Bunu öngördüğünde insan sabredebilir ancak.. 💫

    Loading spinner
  4. Bir an çocukluğumdaki aile ortamına gittim. Sobalı ev ve elektrikler yok. Zaman epey geçmiş.
    Teşekkürler.

    Loading spinner
  5. Modern dünyada bize dijitaljeşmeyi iyi birşey gibi sunuyorlar. Ancak bizler hem kendi, hem çocuklarımıza dijştali kullanmada sınır koymadığımızda vücudumuzun ve zihnimin biyolojik doğal ritmini bozuyoruz. Dinlenmemiz gereken yerde dinlenemiyoruz Çünkü sahte bir zaman algısı oluşturulmuş bizlere. Dolayısıyla vücudumuzun doğal ritmini duymadığımız için derinlere kök salamıyoruz ; tıpkı kökü zayıf ağaçlar gibi hayatın en ufak fırtınasında devrilme riskiyle karşı karşıya kalıyoruz.”

    Loading spinner
  6. İnsan işte hep erteler durur yapması gerekenleri tıpkı bir kartopu gibi büyür her şeyi altında bırakınca da toplamaya düzeltmeye çalışır ne kadar olacaksa tabi.

    Loading spinner
  7. Hızlı kayıp giden zaman için neye dikkat etmemiz gerektiğini anlatan güzel bir yazı olmuş yüreğinize sağlık.

    Loading spinner
  8. Gelişim aşamasındaki birisi bu süreçte enerjisini köklerine harcarsa güclenir. Kökü zayıf olan hayatı boyunca kırılgan olur ve oradan oraya savrulur.

    Loading spinner
  9. Zamanımızı nasıl aldığını fark etmediğimiz dijital kanallar. Nasıl da ömrümüzden çalıyor.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner