Bazı kelimelerin yazımı kısa ancak anlamı derin olabiliyor. Bunlardan biri de “yön” kelimesi. “Yön” kelimesi, hayatın içinde yol bulmak için kullanılıyor. Şehri çevreleyen dağlara yürüyüş için çıkıldığında, yol kaybedilebiliyor. Doğru yolu bulmak için gözler tabelaları arıyor. Bulduğunda dağ yamacının nerede, şehir merkezinin nerede olduğu görülüyor. Bu insana net bir tarif veriyor. İnsan gitmek istediği yere göre yönünü belirliyor. Levhalar da ona bu konuda yardımcı oluyor.
Sadece insanın değil, diğer canlıların da bir yönü var. Onlar da büyüyor, avlanıyor ve barınmak istiyor. Ağaçlar gökyüzüne doğru boy atıyor ve dallarını da kollar misali istediği tarafa uzatıyor. Ağaçların gövdelerinde yosunlaşma oluyor. Bu bize kuzeyin ne yönde olduğunu gösteriyor.
Hayvanlar da avına doğru hamle yapıyor. Bir örümceğin ağını nasıl öreceğini veya bir aslanın nereye pusuya yatacağını yönleri belirliyor. Karıncaların yuvalarına erzaklarını taşıması aynı yönde olmaları sebebiyet veriyor. Bal arılarının dolaşıp kovanlarına dönmesi ortak hareketin olduğunu gösteriyor. Leyleklerin diğer ülkelere göç etmeleri de bize delil sunuyor. Yani her canlının varacağı bir istikameti oluyor.
Peki ya insan?
İnsanın çok ve çeşitli istekleri oluyor. Bu isteklerin bazıları insanı o hedefe yaklaştırıyor, bazıları da o hedeften uzaklaştırıyor. Belki de düşünmeye değer o kısım kaçırılıyor: “Varmak istenilen adres ile yol aynı mı?“
İnsan ancak hedefi ile uyumlu olursa adrese varabiliyor. Bir kere o hedeften çıkınca toparlamak kolay olmuyor. Tıpkı lokomotifin raydan çıktığında diğer vagonların düzeninin bozulması gibi. Aslında mantık her alanda aynı. Sınava girmek isteyen bir öğrenci her gün ders çalışıyor. Adalara gitmek isteyen biri o yöne giden vapura biniyor. Arılar polenleri toplayıp kovanda biriktiriyor. Karıncalar ise yuvalarında tekrar tekrar buluşuyor.
İlk adımlarını atan bir bebek bile bunu biliyor. Emekleyip, ayaklarının üzerine kalkmaya çalışıyor. Sürekli bir çaba içerisinde oluyor. Bıkmadan, usanmadan; “Kaç kere düştüm!” diye saymadan devam ediyor. Kimi zaman destek görüyor kimi zaman yuvarlanıyor. Lakin ilk adımlar her zaman yalnız atılıyor. Zira yürümek diğerlerinin değil onun isteği oluyor. Büyükler sadece destekçi olabiliyor, onun yerine yürüyemiyor.
Yürümeyi öğrenen insan diğer hedeflerine neden varamıyor? Ona engel olan etken ne veya neler oluyor? Yoksa insan yine kendi kendine mi engel oluyor?
İnsanın bazen gitmek istediği yer ile gittiği yol hiç benzeşmiyor. Tren yolunda, araba sürmeye çalışarak zaman kaybediyor. Sonra; “Bu araç niye gitmiyor, çok yavaş!” diye söyleniyor. Oysa araç yola, yol araca uyumlu değil.
Doğru soruları sormak
“Neredeyim? Nereye varmak istiyorum? Oraya nasıl gidebilirim?” İnsan ne istediğini bildiğinde yolunu çizmesi de kolaylaşıyor. Ardından yeni sorular yolunu biraz daha aydınlatıyor. “Yanımdakiler benimle yan yana yürüyorlar mı? Birlikte hareket ettiklerimle aynı adrese mi koşuyoruz? Peki ya ben, hedefimle yan yana mı ilerliyorum, ters yöne mi gidiyorum?” İşin sırrı da tam da burada gizli aslında. İnsanlar ancak ortak hedefi olduğunda birleşebiliyor, aynı yönde olabiliyor. Tıpkı aile olmanın, aynı yöne bakınca anlamının olması gibi. Karıncaların, kuşların ve hayvan sürülerinin bir arada hareket edince güçlü olması gibi. Hatta ormandaki sık ağaçların köklerinin birbirine bağlanması gibi. Bireyleri de güçlendiren kalabalık sayıları değil, birbiriyle bağları oluyor.
19 Yanıt
Bireyleri de güçlendiren kalabalık sayıları değil, birbiriyle bağları oluyor. Bana ne kadar kuvvetli ise o kadar samimi o kadar mutlu yuvalar oluyor .
Hedefi netlestirmeye dair çok güzel bir yazıyı yüreğinize sağlık.
Hedefimize giderken yolda aklımızı çelen şeylerle karşılaşabiliriz. Ara sıra durup yönümden şaştım mı diye bakmak lazım.
Aile olmak aynı yöne bakmak… aile kalabilmenin en temel yolu sahiden…
Yönü hedefi ol şuan da hayatın içinde savrulup gidiyor işte.
Mir AVM’nin yemek katında dolaşıyorsun, ama ne yemek istediğinden emin değilsin. Bütün bir katı dolaşıp aç kalması ihtimali var insanın. Sonra da ilk başladığı yere geri dönüp tekrardan etrafına bakılması.
Oysa en başta bilse ki kebap yiyecek. Bir kebapçı bulur oturur karnını doyururdu.
Dur ve düşün, değerlendir… Hedeflediğin yere götüren yönde misin?
İnsan ara ara kontrol etmeli, haturlatıcı teşekkürler
Dur ve düşün, değerlendir… Hedeflediğin yere götüren yönde misin?
İnsan ara ara kontrol etmeli, haturlatıcı teşekkürler
Aynı hedefi olanlar birleşebilir… Bazen bizler de arkadaşlıkta, ilişkilerde, işimizde neden birleşemiyoruz, ayrışıyoruz zamanla dediğimiz çok oluyor. Oysa çözüm burada gizliymiş, hedefimiz, yönümüz aynı değil…
Aynı yönde olanlar, yolda mutlaka karşılaşırlar…Ortak davranışları olur…Önemli olan nereye doğru gittiğidir insanın…
Tüm yaşam enerjimizin yolun sonunda boşa gitmiş olduğunu görüp pişman olmamak icin matematik işlemlerinde oldugu gibi sık sık yön sağlaması pek makul görülüyor? Neredeyim? Nereye gidiyorum? Neden?
Yönümüzü bildikçe ve istekli oldukça, hedefimize giden yolda net oluyoruz, aynı yöne gidenlerle elbette buluşup birbirimize destek oluyoruz, yol arkadaşı oluyoruz. Yeter ki o istek ve netlik bizde olsun. Yeter ki yönümüzden yolumuzdan saptıranlarla değil aynı yöne giden yoldakilerle yol alalım.