Daha ofise adımını atar atmaz telefonu çalmaya başladı. Ekrana baktığında arayanın eşi Ahmet olduğunu gördü. Öyle bir gürültü vardı ki, Ahmet’in sesini zor alıyordu.
“Sabah sabah bu gürültü de ne? Her şey yolunda mı?” diye sordu Fatma.
“Çocuklar kahvaltı yapıyor. Bir yandan da sevdikleri çizgi filmi açtık onu izliyorlar. Tabaklarını bitirir bitirmez hazırlanacaklar. Yine servise geç kalacaklar. Anlamıyorum, bu çocuklar seninle nasıl vaktinde hazırlanıyorlar? Tabaklarını bile ben kaldırıyorum, onlar yüzünden ben de işe geç kalıyorum. Yataklarını olduğu gibi bırakıyorum, haberin olsun.” diye şikâyette bulunuyordu Ahmet.
Fatma’nın canı sıkılmıştı, yutkunmaya başladı. Tartışma çıkmasın diye “Akşam görüşürüz.” diyerek telefonu kapattı. Derin bir iç çekti ve akşam karşılaşacağı şikayetleri düşünmeye başladı.
Fatma ve Ahmet’in Zeynep ve Ali adında iki çocukları vardı. Haftanın üç günü Fatma, iki günü de Ahmet çocukları servise teslim ederdi. Eşi çocukları erken kaldırmakta zorlanır, her sabah ayrı bir sorun çıkardı. Uyanır uyanmaz yüzlerini bile yıkamadan onlara televizyonu açar, çocuklar izlemeye dalar ve servise geç kalırlardı. Tartışmadan evden çıkamaz, herkes güne gergin başlardı. Haliyle hem Fatma hem de eşi bu durumdan hiç hoşnut değildi. Bu sorunları Fatma yaşamaz, çocukları programlı bir şekilde okula gönderirdi. Çocuklar aynı çocuklardı fakat annelerini dinler, babalarının söylediklerini dinlemezlerdi.
Ahmet, Fatma’nın çocuklarla daha kolay başa çıkabildiğini görüyordu. Çocuklar annelerini üzmüyorlar, onun düzenine de ayak uyduruyorlardı. Peki, kendisi bunu neden beceremiyordu? Yoksa yeterince otoritesi mi yoktu? Belki de sadece bir strateji hatasıydı farkına varamadığı. Günlerce üzerine düşünse de tam olarak sorunun kaynağını bulamıyordu. Sırf bu sebepten işe gergin gidiyor, hatta bazen bunu çevresindekilere de yansıtıyordu. İşyerinde yetişkinleri rahatça yönetiyordu. Evde ise küçücük çocuklar onu kuklaya çeviriyorlardı. Bu Ahmet’in gururuna dokunmaya başlamıştı.
Nerede hata yaptığını düşünürken birden aklına önceki sabah yaşadığı bir sahne geldi. Oğluna üç kere giyinmesini söylemesine rağmen o televizyon seyretmeye devam etmişti. Ahmet, küçükken babası ona bir şey yapmasını söylediğinde hemen yapardı. Çünkü babası o kadar net konuşurdu ki, Ahmet başka seçeneğinin olmadığını hemen anlardı. Tıpkı eşi Fatma gibi; bir sözüyle çocukları mum gibi kapıya dikerdi. Ahmet; “Hadi yavrum, okula gideceğiz giyinelim mi?” dediğinde çocukların itirazlarına güler geçerdi. Zaten her haliyle çocuklara kolay hayır diyemediği belliydi. Bunun farkında olan çocuklar da bu boşluktan olabildiğince faydalanıyorlardı. Ahmet için şimdi net olma ve ‘hayır’ diyebilme zamanıydı. Bunca yıldır her şeylerine evet dediği çocuklarını reddetmek kolay olmasa da denemeye kararlıydı. Çünkü çözülmeyen bu sorun, gün geçtikçe çığ gibi büyüyecek ve aile huzurlarına gölge düşürecekti. Başı zor olsa da sonu selametle bitecekti, hiç kuşkusu yoktu.
Çünkü insan bazen, net olamama halini sevgisinden zanneder. Kıyamadığı evlatlarına hayır dememek için sebepler bulur kendine. O kararında tavizler verdikçe aile hayatında problemler meydana gelir. Hayatında birçok alanda başarı elde etmişken, aile hayatında sürekli sıkıntılar yaşar. Çünkü netlik, kararları uygularken adeta bir güç kalkanı gibidir. Bir karar aldıktan sonra ondan sürekli vazgeçmek; netlik kalkanında kocaman bir delik açılmasına sebep olur. Böylelikle, insan her hamle yapmak istediğinde; güçsüz ve zayıf kalır.
27 Yanıt
yetiştirime farkında ki netlik… bazen böyle bakamıyoruz, kırılmasın, dökülmesin, üzülmesin derken bunların hepsi o ana babaya oluveriyor. netlik, her sürece net girebilmek… kaleminize sağlık, güzel ve düşündüren bu yazı için teşekkürler…
Özellikle ‘Hayır’ demekte zorlanan kişilerin çocuklarına karşı hep yaşadığı bir durum. Durup durup sinirlenip kalp kırmaktansa başkan net bir karar alıp uygulamak güzel bir taktik oldu. Teşekkürler 💐
Böylelikle, insan her hamle yapmak istediğinde; güçsüz ve zayıf kalır.
Ne kadar doğru bir cümle
İnsan o güzsüzlüğünün sebebini çözemiyor anlayamıyor
bir bilebilse…
Günümüzde çözemediğimiz veya uğraşmak istemediğimiz önemli bir problem,netlik… En çokta çocuklara uygulamada zorlandığımız,ama en çokta onların ihtiyacı olan şey… Kaleminize sağlık 🌱
iyilik olacağını düşünürken yapılan kötülükler… günümüzün problemleri…
Çocuklar kimin ipi ne kadar uzun çok iyi biliyor. Siz netseniz mesele çözülüyor
Ailedeki net duruş önce ebeveynler arasında olmalı. Çocuklar o kadar kurnazlar kii, ebeveynlerden birinin evet dediğine diğeri hayır diyor sa hemen o açığı değerlendirebiliyorlar. Böylece evdeki otorite sarsılıyor.
Söz dinlemeyen çocuk yoktur sözünü dinletemeyen anne baba vardır gibi anlıyorum. Aslında çok doğru, yeri geldiğinde çocuklarımız karnını doyurmayı bile bize karşı kullanabiliyor. Arkasından gerginlik, ilerleyen zamanlarda çocuğu zorbalama veya biz anne babaların olumsuz sonuç karşısında kendimizi yiyip bitirmemiz söz konusu oluyor.
Net tepkilerimiz olmadığında kıyamadığımız çocuklarımızla aramız bozuluyor ne yazık ki.
Sınırların nerede başladığını nerede bittiğini bilmek çok önemli… İnsan en büyük zararı bu konudaki eksikliği sebebiyle görüyor.
Günümüz ebeveynlerin sıklıkla yaşadığı bir durum ne güzel anlatılmış. Çocuklara da aslında o netlik iyi geliyor. Başlangıcı bazen zor olsa da .. kaleminize sağlık