
Mutluluğun Sırrı
Bu günlerde çokça konuşulan konular arasında başkalarından umduklarımız var. Arkadaş gruplarında, ilişkilerde veya ailede olsun konu eninde sonunda bu isteklere geliyor. “İki lafın belini kıralım.” derken herkes dert çuvalını açıyor. Ben ise genelde dinleyici tarafında olmayı tercih ediyorum. Dinledikçe insanların birbirine bıraktıkları yükler de ortaya çıkıyor. Çoğu insan bir başkasından şikâyet ediyor. Kimse “Acaba ben yanlış yapıyor olabilir miyim?” demiyor. Genellikle; “O bana yanlış yaptı!” deniyor. Karşı tarafın yetersizliği, hataları konuşuluyor. Böylesi daha kolay geliyor demek ki, diğer türlüsü pek de kolay olmuyor.
Eskiden büyükler; “Umma ki küsmeyesin.” derdi. Ailesinden, çevresinden, hayattan bu kadar alacaklı gibi durmuyorlardı. Herkes kendi işine odaklanıyor, kimse kimseden kolay kolay bir şey beklemiyordu. Bundandır ki daha kolay memnun oluyorlardı. Görünen o ki zamanla onlara hak vermeye başlıyoruz. Çıkmaza girdiğimiz veya mutsuz olduğumuz çoğu konunun altından dışarıdan ümit ettiklerimiz çıkıyor. Mutsuzluğumuzun sebebi aslında gerçek dışı isteklerimiz.
Hayata katkın nedir?
Bu durumdan aileler de payını alıyor. Dengeli olmayan ebeveyn ilişkileri, çocukların yanlış yetişmelerine sebebiyet veriyor. Eşlerin birbirinden, çocukların ise ebeveynlerinden hep bir isteği oluyor. Bir süre sonra ne yapılsa tatmin olunmaz hale geliniyor. Kıyaslar ve şişirilmiş istek balonları ise beraberinde geliyor. Aile içinde ilişkileri yönetmek daha da zorlaşıyor.
Peki ya hiç düşündük mü, biz hayata nasıl katkıda bulunabiliriz?
· İnsanlar her istediğimizi yerine getirmeli mi?
· İşler her zaman istediğimiz gibi gider mi?
· Bizler başkalarının isteklerini ne kadar karşılayabiliyoruz?
· İstediğimizi bulamadığımızda nasıl tepkiler veriyoruz?
İçten içe cevabı biliyor gibiyiz. Bir konuda emek verme isteği olmayanlar, birçok şeyi dışarıdan isterler. En çok da en yakınlarından beklerler. Bugün kendisi için harekete geçemeyenler etrafında tutunacak dal ararlar. Tuttukları dal zamanla onları taşıyamayıp kırılınca, suçu dala atarlar. Bu durumda, tutunan mı yoksa dal mı haklıdır?
Bununla birlikte sevdiklerimize söz vermek de mutsuzluğa kapı aralar. Olmayacak vaatlerde bulunduğumuzda da hayal kırıklığına sebep oluruz. Bazen kurduğumuz büyük cümlelerle çocuklarımızı umutlandırırız. Bazen de evdekilerin yapması gereken işleri kendimiz yaparız. Böylelikle karşılıklı olarak yaşanan mutsuzluğun paydaşı haline geliriz.
Hayatta kendi çabasına güvendiğinde ise insan güçlenir. Çabaladıkça doyum becerisi de beraberinde gelir. Yapabildiklerine odaklanır, böyle olunca da hem kendisine iyi gelir, hem de çevresine. Dışarıya bağlı olduğumuz her bir zincir güçlenmemizi engeller. Sadece kendimizi değil sorumlu olduğumuz kişileri de yetiştirmekte zorlanırız. Kontrolümüzde olmayan süreçlerde oyalanarak zaman kaybederiz. Aslına bakıldığında denklem çok da zor gözükmez. İnsana düşen problemin çözülebilir olduğuna inanmakla başlamaktır. Sonrasında da yapabileceklerimize odaklanıp çabalamaya devam etmek ise mutluluğu hayatımıza getirir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (28)
Görkem dedi ki
28 Haziran 2026Yola çıkarken başlarının marifetine güvenerek yola çıkmıyor olmalıyız.
Serap Y. dedi ki
28 Haziran 2026Verici ebevenyler olarak nasılda ilişki dengesini bozuyoruz . Zararında neresinden dönsek kardır diyelim…
Kaleminize sağlıkNurdan A. dedi ki
28 Haziran 2026Az beklenti çok huzuru getirir her şeyde denge çok önemli.
Emine Arslan dedi ki
28 Haziran 2026Çevremiz dışa bağlı olup da istediği olmuyor diye üzülen,sıkılan, şikayet eden insanlarla dolu.
İnsan dışa bağlı olduğunda degil,beklentisi ve çabası kendinde olduğunda, özüne inandığında yol alabiliyor.Faydalı yazınız için teşekkür ediyorum.Gülay dedi ki
28 Haziran 2026Sürekli birilerinden beklenti içinde olmak hem insanı mutsuzluğa sürüklüyor hem de kendisinin güçlenmesini ve maarifetlenmesini engelliyor.
Büşra D. dedi ki
28 Haziran 2026Hayata katkın nedir sorusu hepimizin tekrar tekrar düşünmesi gereken bir soru, bizleri gerçeklerle yüzleştiriyor
Kaleminize sağlıkTülin D dedi ki
28 Haziran 2026İnsan bir şeyleri birilerinden beklemek yerine önce kendi çaba sarfetmeli. Emek verilerek elde edilen şeyler daha değerli olur, kıymeti bilinir.
Meltem UZUN dedi ki
28 Haziran 2026Mutluluk hiç de öyle düşündüğümüz bildiğimiz gibi değilmiş.. Ne çok dışarıdan beklemiş, ne kadar az kendimize bakmışız.. O ilişkiler sarmalında ne çok dolanmışız meğerse..
Almina dedi ki
28 Haziran 2026İnsan ne kadar da yapamadıklarına odaklı. Öyle olunca da mutsuz olmamak elde değil. Oysa mutluluk yapabildiklerindeymiş… çözüm ne kadar yakındaymış :)
Tuğba dedi ki
28 Haziran 2026Herkesten alacaklı gibi durmak ve beklentiler zamanın en büyük tuzakları gibi. Aile hayatı özellikle bu konuda çok zorluyor insanı. Ama inanıyorum biraz çabalarsak yazıda denildiği gibi mutluluğu hayatımıza getirebilirz.
Merve B dedi ki
28 Haziran 2026Yazıyı okurken insanların şikayetlerinden bahsettiği ortamlar gözümde canlandı resmen. Emeğinize sağlık
Asile dedi ki
29 Haziran 2026Yapacaklarına odaklan, yola devam et;)
Melek Hekimhan dedi ki
29 Haziran 2026Güçlendikçe yeni problem çözme becerisi meydana gelecektir. Önemli olan o ilk problemin çözümünü dışarıda değil kendinde aramak. Çözebildiğini gördükçe kendine güven de otomatik oluşur.
Methiye dedi ki
29 Haziran 2026İnsan bu hayatta başkasından bekleyince ne kadar yolunu uzatıyormuş...
Teşekkürler☺️Hatice B. dedi ki
29 Haziran 2026"Ummaki küsmeyesin..." Ne güzel bir söz! Hakikaten insanlardan beklentilerimiz arttıkça, karşılığında hayal kırıklığı ve mutsuzluk yaşıyoruz. Oysa biz de birilerinin her beklentisini karşılayamıyoruz.
Melike Ç. dedi ki
29 Haziran 2026İşler her zaman istediğimiz gibi gitmiyor. Asıl mesele istediğimiz gibi gitmezken biz ne yapıyoruz.
Pınar Ç. dedi ki
29 Haziran 2026Nasıl bir düngüdür bu şikayet. İnsanın ettikçe edesi geliyor ama günün sonunda yine elde var sıfır.
Şahver Y. dedi ki
29 Haziran 2026"Umma ki, küsmeyesin..." Ne güzel bir cümle. Kaleminize sağlık çok sade, açık ve faydalı bir yazı💐
Feyzanurmelek dedi ki
30 Haziran 2026Hep ihtiyacım karşılansın, üzüntüm, kederim anlaşılsın istiyorsa insan.. Ne zaman görebilir ki çocuğunun, komşusunun, ebeveyninin ihtiyacını?
Nasıl yük alan olur hayatta?Özgenur dedi ki
30 Haziran 2026'Olmayacak vaatlerde bulunduğumuzda da hayal kırıklığına sebep oluruz.' Konuştuklarıma ne kadar dikkat etmemiz gerektiğini hatırlatan bir yazı oldu. Emeğinize sağlık :)
Kader dedi ki
30 Haziran 2026“Umma ki üzülmeyesin” gerçekten öyle insanlardan beklentiye girdikçe kırılan dökülen birine dönüşüyoruz …
Teşekkürler güzel bir yazı olmuş 💐Aynur B. dedi ki
1 Temmuz 2026Mutlu olmak mı istiyorsun? O halde beklentini düşük tut.
Mutlu etmek mi istiyorsun? O halde beklentiyi düşük tut.
Çok basit, çok açık bir gerçeklik.
Bu güzel yazı için çok teşekkür ederiz.Selmin hamidioğlu dedi ki
6 Temmuz 2026“Umma ki küsmeyesin.”
Ne kadar güzel bir söz 🥺Ece UYAN dedi ki
7 Temmuz 2026Çocuk yetiştiren her annenin okuması gereken bir yazı, çocuk nasıl mutsuz olur, nasıl kendi ayakları üzerinde durur
Ayşe B. dedi ki
10 Temmuz 2026Mutluluğun formülü çok açık; kendi yapabildiklerine odaklan, çevrenden beklentiyi düşük tut.
Kadriye dedi ki
10 Temmuz 2026Her sorumluluğu kendimiz almak anda zor olsada bize mutluluk getiriyor. Yureginize saglik
Atilla G. dedi ki
16 Temmuz 2026Farkında olmadan iyi niyetle yola çıkarken yöntemi bilmeyince olumsuz sonuçlar alıyoruz.
Tülin Y. dedi ki
30 Temmuz 2026Demek ki; başkalarından istenmek yerine kendi yapabileceklerimize odaklanmak , hakiki mutluluğun hazır sunulan imkanlarda değil, bireyin kendi emeği ve üretimiyle hem kendine, hem ailesine, hem de hayata sunduğu katkı ile mümkünmüş. İnsanın kendi alın teriyle inşa ettiği huzurun yerini hiçbir şey tutamaz.