
Kuş Ailesi
“Yavrum! Kapat şu televizyonu! Bakamayacağım daha fazla; yazık küçücük kuş ne kadar debelendi.”
“Başka türlü nasıl öğrenecekti ki anne? Neyse, bir yorgunluk kahvesi yapayım sana, keyfin yerine gelsin.”
Annesiyle beraber evin dip köşe temizliğini bitirmek üzereydi Defne. Sonlara doğru biraz dinlenmek istedi. Gözü babasının izlemekten keyif aldığı o programa takıldı. Hayvanları ve doğayı incelemek, babasının ona kazandırdığı bir alışkanlıktı. Küçüklüğünden beri çok severdi.
Bu kez izlediği belgeselde küçük yavru kuş annesinin desteği olmadan beslenmeyi öğreniyordu. Annesi topladığı yiyecekleri yavrusuna ulaştırıyor, kendi başına yemesini bekliyordu. Minicik bedeni o kadar cılızdı ki, ağzına götürdüğü yiyecek derisinin altından belli oluyordu. Son verdiği lokma biraz fazla gelmiş olacaktı ki yavru bir epeyce uğraştı. Annesi ise bir süre hiç müdahale etmedi. Son ana kadar sabırla onu bekledi. En son yutamayacağını anlayınca bir hamlede ağzından çekip çıkardı. Dışardan bakıldığında izlemesi bile güçtü belki ama annesinin bir isteği vardı; artık güçlenmeli ve doğaya karışmalıydı.
Annesinin verdiği tepkiyi düşündü Defne. Annesinin çocuklarına karşı tutumunu anlamaya çalışıyordu. Defne'nin kız kardeşi yeni evlenmişti. Evlilik öncesi hazırlık süreci epey telaşlı geçmişti. Çeyiz hazırlıkları ile başladı her şey. Detay detay her şeyi listelemiş, hiç eksik kalmasını istememişti. Kına organizasyonu ayrı, bekarlığa veda partisi ayrı bir yoğunluktu. Ne de olsa bir kere evleniyordu, her şey gönlünce olsun istiyordu. Giyeceği kıyafetler ona özel olmalı, birkaç tane kıyafet değiştirmeliydi.
Tüm bu süreç Defne'nin ailesini maddi, manevi zorlamıştı. Annesi; "Evlenince kendi düzenini kurar zaten." diye kendini teselli ediyordu. Tabi bir taraftan kendisini bu hengameden de geri çekemiyordu. Kızına aldıkça alıyor, hazırlıklarla birebir ilgileniyordu. "Kaç yıldır çalışıyor, ufacık bir birikim bile yapamamış" diye kızını şikayet ediyordu.
Defne'nin kardeşi ise evlilik sürecinin daha çok keyifli kısımlarıyla ilgileniyordu. Tıpkı tabağında sadece sevdiği şeyleri yemek isteyen o küçük çocuk gibi.
Oysa ailenin görevi tabağını keyif verecek şeylerle donatmak değildi. Hayat, o tabağa sadece tatlıyı değil, acıyı da eklerdi. Anne baba olmak bir yerde de çocuğa bunu göstermekti. Aksi taktirde çocukların önüne bu menü koyulduğunda reddedip kenara çekileceklerdi. Nitekim bu ailede de öyle oldu.
Evliliğin sadece tatlı tarafıyla ilgilenmişti Defne. Şimdi ise eşinin ve evin sorumluluğunu almak ona ağır geliyordu. Şikayetleri gün geçtikçe daha da artıyordu. Yapamadığını, zorlandığını her fırsatta söylüyordu. Her zorlukta; "Böyle hayal etmemiştim!" Diyerek en ufak şeyde annesinden yardım bekliyordu. Ailesinden beklentisi gün geçtikçe artıyor, olmayınca da şikayet ediyordu. Aslında hayatındaki mutluluğu da mutsuzluğu da kendi seçiyordu. Ailesi de ona iyi gelmeyen bu seçimleri "Aman üzülmesin!" diyerek destekliyordu. Peki, bu ne zamana kadar böyle devam edebilirdi?
Doğru olan yavru kuşun annesinin yaptığı gibi, çocuğunun zorlanmasını beklemek miydi? Yoksa Defne'nin annesi gibi her zorlukta baskıyı çocuğun üzerinden almak mıydı? Böyle düşününce; hayatta hiç zorluk görmeyen bir çocuğun, yanında destekçi olmadan hayatta kalabilmesi ne kadar zordu. Sürekli birilerine muhtaç, güçsüz, kökü olmayan ağaç gibi bir birey yetiştirmeye benziyor. İnsan bazen çok önemli bir detayı bir kuş ailesinde görüp farkedebiliyor. Doğada her aile yapısı bunun gibi detaylarla dolu aslında. Yeter ki görebilelim, farkedebilelim.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (41)
Beril Kgz dedi ki
4 Nisan 2026Doğadan alınan bu örnekle çocuk yetiştirme ve sorumluluk konusunu çok etkileyici anlatmışsınız. Okurken insan kendi hayatını ve aile ilişkilerini düşünmeden edemiyor
Nurhan trknr dedi ki
7 Nisan 2026Köklerin yoksa en en ufak fırtınada zarar görürsün. Hayat irili ufaklı birçok fırtına ın olduğu bir yolculuktur…
ED dedi ki
7 Nisan 2026Hangi ağacı yetiştirmek isteriz?
Sürekli birilerine muhtaç, güçsüz, köksüz bir ağaç mı?
Yoksa kendi ihtiyaçlarını görebilen, güçlü, köklü bir ağaç mı?
Vereceğimiz cevap bir insanın tüm hayatını etkileyebilir…Nurdan A. dedi ki
7 Nisan 2026Napalım işte ana yüreği dedikleri dayanamıyor çocuklarına hemen yardım etmek istiyor 🥲
Tülin D dedi ki
7 Nisan 2026Harika bir detay ve çok doğru bir tespit. Küçükken sorumluluk verilmeyen çocukların ileride ne kadar zorluk çektiklerini çevremizde sıklıkla görüyoruz malesef.
Darmona Danış dedi ki
7 Nisan 2026Yıllar önce kedim Mia doğum yapmıştı yavruları onu emmek için peşinde sefil oluyorlardı. Bana göre de çok umursuz bir anneydi yavrularını onun olduğu yere taşıyordum her seferinde 🥲 şu anda yazıyı okuyunca dank etti aslında umursuz değil yavrularını yetiştiriyormuş meğer.
Müzeyyen dedi ki
9 Nisan 2026Şu aralar bizim evde de benzer bir durum yaşanıyor. Olayların daha başından insanlar bunu görmek istemiyor.
Nrana S. dedi ki
9 Nisan 2026Mutlu ve Başarılı çocuk yetiştirmenin formülü, aslında gözümüzün önünde. Tabii mutlu ve başarılı olmanın da..
Emeğinize ve kaleminize sağlık 🤍Rana Y. dedi ki
10 Nisan 2026Yavru ayının büyüme süreci ile ilgili bir belgesel izlemiştim. Tıpkı sizin bahsettiğiniz kuşlar gibi anne ayı da hızlı hızlı önden gidiyor; yavruyla arası açılınca sadece bekliyordu. Ama dönüp ona yardım etmiyordu. Hayvanların gerçekten duygusu yok demiştim o an :) Şimdi daha iyi anlıyorum aslında yardım etmeyerek yavrusuna iyilik yapıyormuş :)
İpek K dedi ki
15 Nisan 2026Çocuk da olsa yavru kuş da olsa daha küçücükken bile yapabilecekleri çok şey var. Yeter ki ebeveynler müsade etsin, sabretsin ve nasıl güçlendiklerini görebilsinler.
Melike Y. dedi ki
16 Nisan 2026Çocuğa çok zorlandığı yerde destek verip, tekrar köşeye çekilmek gerekir. Her an, her zorlukta yardım etmek onun yetiştirmek olmuyor.
Işık dedi ki
16 Nisan 2026Ailenin görevi doğru yerde destek olma olmalı. Her zorlandığında değil. Sonra hemen vazgeçen çocuklar oluyor ve şikayet ediyoruz.
Aslı S. dedi ki
16 Nisan 2026Yetiştiremezsek hayatta kalma becerisine nasıl sahip olacaklar?
Doğadan örnekler çok güzel olmuş...
Emeğinize sağlık⚘️naz A. dedi ki
16 Nisan 2026Ne çok duyarız "Biz görmedik onlar görsün.." lafını. Oysa görmediği şeylerden dolayı insan imkan sahibi olmuştur. Yani imkan kazanmaya çalışırken güçlenmiştir. Acıya karşı sabrı, problemlere karşı çözüm becerisi gelişmiştir. O zaman çocuklarımızı yetiştirirken de onların her istediğini sunmak değildi mesele, destek olmak ama kendinin bunu yapmasına izin vermekti.
Cansu P. dedi ki
16 Nisan 2026Aslında çok basit bir soru; "Ben her zaman bu çocuğun yanında olabilecek miyim?"
İşte o zaman işin rengi değişiyor ve marifetli bir insan yetiştirme derdine düşüyoruz.
Yetiştirmenin önemi çok güzel anlatılmış. Teşekkürler 💐Duygu D dedi ki
16 Nisan 2026Çocuk yetiştirmek bu hayattaki en zor süreçlerden biridir... hepimiz için çok zor... Ancak eğer evlat sahibi olduysak yetiştirme sorumluluğunu almamız lazım. Ne yazık ki günümüzde veliler olarak okulda verilen en küçük sorumlulukta bile çocuklarımıza fırsat vermiyoruz. Onlara da sorumluluk almayınca sadece eğlencesi kalıyor. Okul saldırılarılarının olduğu şu günlerde bu makale çok kıymetli... Her anne babanın faydalanması gereken bie içerik...
Fatma B. dedi ki
16 Nisan 2026Her şeyi hazır, önlerinde bulan çocuklar yetiştiriyoruz ne acı ki. Mutlu olsun diye bu çaba ama böyle yaptıkça daha da mutsuz çocuklar oluyorlar.
Yeşim G. dedi ki
16 Nisan 2026İnsanın kendi bacağını zorda olsa kendi kaldırmaya çalışması mı birinin tutup kaldırması mı bacaklarını kaslandırır, güçlendirir? Aslında cevap çok basittir…
Sevgi G. dedi ki
16 Nisan 2026Hayata hazırlamak, kendi kanatlarıyla uçmasını sağlamak... Bizse kendi kanatlarımızın altından çıkarmadan büyüttüğümüz çocuklarımıza neden uçamıyorsun diyoruz...
Ece U. dedi ki
17 Nisan 2026Aslında her şey o kadar açık ki, doğaya bakıp örnek almalı insan. Daha küçükken çocuğuna sorumluluk vermeli. Kız yada erkek farketmeksizin kendi sorumluluğunu bilen çocuk bu hayatta daha emin adımlarla büyüyor ve yaşıyor. Her anne babanın okuması gereken bir yazı, elinize sağlık.
Seçilen Ö dedi ki
3 Mayıs 2026Doğada çocuk yetiştirmenin ne güzel örnekleri var. Biz bazen işleri kendi arzularımıza göre yanlış yöne çeviriyoruz istemeden de olsa. Doğanın gerçekliğini modellemek dileğiyle.
ebrar dedi ki
3 Mayıs 2026çok keyifli bie yazı olmuş, emeğinize sağlık :))
ebrar dedi ki
3 Mayıs 2026çok keyifli bir yazı olmuş, emeğinize sağlık :))
Hatice dedi ki
4 Mayıs 2026Çok güzel bir yazı olmuş; kuşların hayatından insana verilen çok önemli mesajlar bunlar. Kaleminize sağlık.
Eskiden, çocukluk ve gençlik dönemlerimizde annelerimiz, "Yaptığın bana ise öğrendiğin, sanadır," diyerek bizlere sorumluluklar verirdi. Bazen, "İnsan çocuğuna hiç acımaz mı? Bırakalım da rahat etsin," diye düşünürdük. Keyif alacağımız her şeyin öncesinde mutlaka bir görev verilirdi; o görev tamamlandığında ancak, "Tamam, arkadaşlarınla gidebilirsin," denirdi.
İnsan çok sonra anlıyor ki aslında o zorlandığı yerler şimdi hayatını kolaylaştırıyor; o konuda marifetli ve hayata karşı daha güçlü olmasına vesile oluyormuş.
Meğer o gün keyif almasının sebebi de öncesinde yapıp ettikleriymiş. Şimdi çocuklara hazır imkan verdiğimizde ne mutlu ne de başarılı olabiliyorlar.
Meğer işin sırrı, güçlenmek için o işin başındaki "zorlanmada" gizliymiş.Tuğba Ö. dedi ki
4 Mayıs 2026Maalesef ki iyi niyetle yaptığımız davranışlar ile çocuklarımızı hayata karşı güçsüzleştiriyormuşuz. İnsan öğrendikçe ne çok doğru bildiği yanlış yöntem olduğunun farkına varıyor.
Emeğinize sağlık.ebrar dedi ki
6 Mayıs 2026çok keyifli olmuş, emeğinize sağlık
Selmin hamidioğlu dedi ki
6 Mayıs 2026Bir çocuğun, tabağındaki yemeğin sevdiği kısımlarını yemesiyle; yetişkin olduğu zaman evlilik sürecinin daha çok keyifli kısımlarıyla ilgilenmesi arasında kurulan ilişki çok çarpıcı ve düşündürücü olmuş😨
Tülin Y. dedi ki
6 Mayıs 2026Eski bir atasözü şöyle der Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer. Zorluk olmadan kolaylık olmazmış :)
Gülay dedi ki
6 Mayıs 2026Her şeye bu kadar kolay ulaşabilince keyif odaklı bir hayat yaşamak istiyoruz ve gerçeklerle karşılaşınca da bu durumu nasıl yöneteceğimizi bilemiyoruz. Görmek isteyene doğada bile cevabı var.
Büşra D. dedi ki
9 Mayıs 2026Bazen kıyamıyoruz diyoruz çocuklarımıza ama ihtiyacı olan yeri geldiğinde zorlanarak bir şeyleri denemesi ve çabalaması
Kaleminize sağlıkHavvanur Sözüer dedi ki
10 Mayıs 2026Aman yorulmasın diyip hiçbir işe el sürdürülmeyen çocuklar, büyüdüklerinde o işi öğrenirken daha çok yoruluyorlar. Evlendiklerinde evle ilgili en ufak fikirleri yok. İşe başladıklarında işle, para kazanmakla ilgili en ufak fikirleri yok. Çocukken aslında onların iyiliğine diye düşünülerek yapılanlar ilerde onlar için en büyük kötülük oluyor.
Feyza dedi ki
14 Mayıs 2026Evlenince annesi ile daha çok görüşmeye başlayan, temizliğini yemeğini annesine yaptıran, yuvadan uçamayan her kuş...
Birgün yuvadan düşer mi?
Aynur B. dedi ki
31 Mayıs 2026Anne babalar "Çocuğum üzülmesin, zorlanmasın." dedikçe çocuklar çok marifetsiz olmaya başladı.
Ne zaman kişi problemlerle karşı karşıya kalınca o zaman travma yaşıyor.
Görkem A. dedi ki
14 Mayıs 2026Ben onun iyiliğini düşünüyorum, diye yapılan çoğu şey, bir gün zarar vermeye başlıyor. Niyetler iyi olsa da sonu mutlu olmayabiliyor. İleriyi düşünerek adım atmamız gerekiyor.
sinem dedi ki
22 Mayıs 2026İnsan zorluklarla karşılaşıp, onların üstesinden geçtikçe hayata karşı güçleniyor. Çocuğunun yapması gerekenleri ebeveynler yapınca marifet kazanamıyorlar. Sadece ailede değil, her yerde böyle oluyor.
Funda A. dedi ki
25 Mayıs 2026Çocuklarımıza kıyamadığımızı düşünüp, biz küçükkken cok yokluk gördük her işi yapıyorduk diyip aslında farkında olmadan onların becerilerini nekadar güçlü olabileceklerini elinden alıyoruz.
Emine Arslan dedi ki
27 Mayıs 2026Aman çocuğum yorulmasın üzülmesin diye diye çocukların her dediğini yapar olduk, sonra da bu bizim görevimizmiş gibi onlardan azar işittik. Halbuki çevreye baktığımızda bir koyunda bir kedi de yaşama dair izler bulabilirdik.Faydalı bir yazıydı, teşekkür ederim.
İpek K dedi ki
28 Mayıs 2026“Hayat, o tabağa sadece tatlıyı değil, acıyı da eklerdi. Anne baba olmak bir yerde de çocuğa bunu göstermekti.”
Her anne baba çocuğunu iyi yetiştirmek ister fakat bunu yaparken farkında olmadan çocuğunun yükünü de üstlenir. Çocuk kaslanamadığı için o yükün altında kalır, hazırlıksız yakalanır, hayal kırıklıları yaşar, mutsuz olur. Hangi anne baba çocuğunun sürekli birilerine muhtaç, güçsüz, mutsuz bir birey olmasını ister ki? Kuş ailesinden öğrenecek daha çok şey var.
Elinize sağlık 💐Melike Ç. dedi ki
29 Mayıs 2026Ebeveyn olunca doğruyu yanlışı ayırt etmekten daha çok duygularına rağmen doğruyu yapabilmek devreye giriyor sanki. Yazı için teşekkürler.
Eylem dedi ki
4 Haziran 2026Aslında sorunlarımızın cevabı çevremizde şahit olduğumuz kuşta, kedide, köpekte… Yeter ki cevaplar arayalım.. kaleminize sağlık🌸
Hazal Y. dedi ki
8 Ekim 2026Okurken düşündüren bir yazı olmuş emeğinize sağlık