
Kumaş Hanım
Sevgili Günlük
Penceremizin önündeki kiraz ağacı bu sene de gelinliğini giyinmiş. Öyle güzel salınıyor rüzgâr karşısında. Her seferinde güzelliğiyle ayrı, yere döktükleriyle ayrı şenlendiriyor bahçemizi. Dedem torunları adına birer meyve fidesi iliştirivermiş küçücük bahçeye. Kimi gördüğü torunları, kimi göremeyecekleri için.
Dedemin babaanneme "Kumaş Hanıııım!" diye seslendiğini hiç duyamadım maalesef. Boş bavulla İstanbul'dan nasıl memlekete döndüğünü görebilecek yaşta da değilim. Babaannemin masallarından bütün hayatlarını adeta izler gibi dinleyiverdim. Geçen yine; "Boş bavulu anlatayım mı?" diyordu neşeyle. "Anlaaaat!" deyince duruverdi birden, damadına baktı bu sefer.
"Bunun dedesi çalışmak için taa İstanbullara geldi. Beni sevdalı diye aldı, koydu anasının yanına gitti."
Eşim de neye uğradığını şaşırdı tabi ne dese bilemedi. "Sonra?" deyiverdi ardından belli belirsiz.
Çocuklar dahi etrafına toplanıverdi, salondaki uğultu yerini sessizliğe bıraktı. Çay höpürtüleri dışında babaannemin sesi bütün salona hâkim oluverdi.
"Bir gün kapıları süpürüyorum daha sabahın pusu yerinde. Bir baktım benimki uzaktan geliyor. Güya onu fark etmedim, sandı ki beni korkutacak. Hey gidiiii! Benden kaçar mı? E tabi oda yakışıklı şimdi, bak babana aynı baban."
Araya giren "Ama küçük amcamıızzz?" seslerinden gayet mutlu babaannem. Sarrafı olmuş anlatmanın; nasıl, nerede nefes bırakılır hepsi yerinde. Bu yaşımda daha başka geliyor gözüme. Konuşurken kendinden son derece emin. "O da boyunu posunu almış babasından. Aslanlarım!"ı da iliştiriyor. Herkesi eğledikten sonra devam ediyor.
"Kumaş Hanııııımmm!" diye sesleniverdi birden. "Ben geldim kumaş hanım, seninki geldi!" Burada her seferinde yutkunurdu anlatırken. Bir kitabı defalarca okumuş gibi bir tınıyla nefesini aldı.
"Hoş geldin" dedi bir çırpıda. "Sonra duyan geldi, duyan geldi bayramımız oldu o gün."
Bilenler dahil odadaki herkes; "Ee, hani boş bavul?" deyiverdi.
"Biz bekledik ki içi dolu bavul hediyeler, süsler! Meğer bavullar içini biz dolduralım diyeymiş." Şöyle bir süzdü gözleri, boş bakıyor mu herkes diye. Tam anlamış olacaktık ki "Bu evlerin arsalarını almış dedeniz. Boş bavulu da biz eşyalarımızı koyalım diye almış. İstanbul'a geliverelim diye."
İlk defa farklı bir şey oldu. Başka bir soru soruldu tam bu anda. Evin yeni üyelerinden en küçüğüydü. "Ee, nene bir bavula nasıl sığacaksınız?"
"Ha da laf!" dedi babaannem. O sırada bunu sormak hiç aklıma gelmedi diye düşünüyordum. O ise çoktan cevabını veriyordu. "Bir bavul eşyalarımızı aldı da anılarımızı bin bavula sığdıramadık. Çok eşyamız yoktu ama neşemiz çoktu, muhabbetimiz çoktu. Eşya harici her şey çoktu anlayacağın."
Sevgili Günlük,
Yaşantımızda sahip olduğumuz ilişkileri sahip olduğumuz imkanlara göre değerlendirebiliyoruz. Hatta öyle ki imkanlarımız arttıkça daha mutlu olacağımızı zannediyoruz. Büyük bir eve çıktığımızda aradığımız huzura kapı aralayacağımızı düşünüyoruz. İnsan böyle durumlarda yanılgılarını da peşinden sürüklüyor. Sadece bunlara bel bağlamak insanı hayal kırıklığına uğratabiliyor. İnsan aslında ihtiyacı olanın muhabbet ve sevgi olduğunu biliyor. Bunların yerini hiçbir mücevher, hiçbir araba dolduramıyor. Böyle düşününce en başta sorulan soru daha anlamlı geliyor. "İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta." Yani aslında; "Bavulları doldurmaya hazır mısın?" diye soruyor. Tıpkı dedem ve kumaş hanımın bavullarını imkanlarla değil, muhabbetle doldurduğu gibi.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 3 tepki
Yorumlar (23)
Görkem A. dedi ki
29 Ağustos 2026Bir evi ev yapan içindeki eşyalar değil de o evde sevdiklerimizle olabilmek. Hayatımızı anlamlı yapan da bu yaşanmışlıklarımız.
Elif A. dedi ki
29 Ağustos 2026İmkan olmazsa da olmuyor. Fazlası da insanı başka başka şeylerden eksik bırakıyor. Çok değişik.
Darmona Danış dedi ki
29 Ağustos 2026“ Önemli olan kalpler bir olsun“ İnsan ömür boyu birlikte yaşamak ve yaş almak için yol arkadaşı seçiyor. Bir olduktan sonra boş bavullada hayat geçiyor.
Seçilen Öztürk dedi ki
29 Ağustos 2026Hayatı muhabbetle doldurmak çok güzel tabii, işe de bir bavuldan başlamak. Çok eşya çok hammallık başka bir şey değil.
Hatice B. dedi ki
29 Ağustos 2026Geçmişi; ninelerimizin, annelerimizin öykülerini hatırlattı.Eskiler bir bavulla yola çıkıp yavaş yavaş tamamlar, o eksikler onları yeni şeyler yapmaya ve hayatlarının sürdürülebilir olmasına sebep olurdu.
Oysa şimdilerde, evlilikte ev kurulurken her şey tam olsun, aman eksik kalmasın dedikçe, bu sefer küçük detaylar bile olmadığında daha çabuk mutsuz olmaya sebep olabiliyor.Emine Arslan dedi ki
30 Ağustos 2026Etkilenerek okudum, duygulandım. Yazı için teşekkürler.
Ece U. dedi ki
30 Ağustos 2026Şuan kime sorsanız imkanlarla mutlu olduğunu zanneder, ama gerçekten mutlululuğun nerede saklı olduğunu anlatan güzel bir yazı.
Nurdan A. dedi ki
31 Ağustos 2026Kaplumbağa gibi sırtındaki bavula sığacak eşyayla sadece yaşamalı biz her gittiğimiz yeri çok seviyoruz, bağlanıyoruz.
Melda Akanlar dedi ki
31 Ağustos 2026Mutlu olmak için sadece buna karar vermek yeterli :)
Gülay dedi ki
1 Eylül 2026İlişkilerimizde hissedemediğimiz huzuru, mutluluğu eşyalarla sağlamaya çalışıyoruz. Halbuki insana iyi gelen şey gönülden bağ kurmak.
Büşra D. dedi ki
2 Eylül 2026Bavulları neyle doldurduğumuz önemli sahiden 🤗
Pinar dedi ki
16 Eylül 2026Bu zamanda en kolayı eşya doldurmak zaten.
Mühim olan muhabbet, samimiyet, emek koyabilmekte…Gülçin dedi ki
2 Ekim 2026Özellikle şimdiki dönemde insanlar belirli miktarda özel çeyiz eşyaları olmadan, evi eksiksiz hale getirmeden evlenmiyor. Olmazsa olmazlar varmış gibi bir algı var ve bunu kırmak çok zor. Kahve makinasından robot süpürgeye kadar dopdolu evler var ama içlerinde huzurlu yaşayn çok çok az maslesef.
feyzanurmelek dedi ki
6 Ekim 2026anlamlı olan şeylerin yerini anlamsız bir sürü şeyin alması üzüyor insanı. bavulun anlamı vardı. şimdi bilmem kaçıncı bavulumuzun kırılıp atılmasını izliyoruz
Melike Ç. dedi ki
7 Ekim 2026Ne tatlı bir anı, ne tatlı bir anlatıcı.
Hazal Y. dedi ki
7 Ekim 2026Düşüncelere daldırıp muhakeme yaptıran bir yazı olmuş emeğinize sağlık.
Fatma B dedi ki
21 Ekim 2026Çok hoş bir anlatım, bizi de aldı götürdü. Bizde böyle keyifli hatıralar bırakırız umarım, boş çeyiz sandığına dolu dolu anılar koyarız...
Tülin Y. dedi ki
22 Ekim 2026İnsan küçük şeylerden mutlu olmasını bildiğinde hayat daha güzel oluyor.
Sanki ne dersiniz?:)Sibel dedi ki
23 Ekim 2026Nasıl sade öz az samimi eşyalarda tıpkı insanlar gibi.
Meltem UZUN dedi ki
23 Ekim 2026Kumaş hanımın gerçek bir yaşam süren o pamuk yüzü sizin de gözünüzde canlandı mı? :)
Almina dedi ki
24 Ekim 2026Asıl toplamamız gereken, yığınla eşya değilmiş meğer :) birbirinden neşeli anılarmış :)
Ceyda Dede dedi ki
24 Ekim 2026Gereksiz eşyalardan kurtulup güzel anılar oluşturmaya yer açalım o halde :)
Seba dedi ki
25 Ekim 2026Böyle anlamlı anıları, güzel duyguları ancak samimi kalplere sığabilir , bavullara değil . 🥰