Küçük Adımlar

Işıl ışıl bakan gözleriyle sorularının cevabını bekliyordu. Uyumadan önce yaptığımız bu kısa sohbetler, fark etmeden hayatımızın rutini olmaya başlamıştı. Bazen büyümeye dair sorular soruyor, bazen de henüz adını koyamadığı duygularını ifade etmeye çalışıyordu. Çocukluğunun verdiği o saf ve duru hali, itiraf etmeliyim ki benim ruhuma da çok iyi geliyordu. Yetişkinlerin dünyasında böyle içten sohbetlere rastlamak pek mümkün değildi. Kızım artık büyümüş, babasıyla bir arkadaşı gibi sohbet ediyordu. Ne ara bu kadar büyüdüğünü hiç anlamıyor; her seferinde şaşırıyordum. 

İnsan bazen küçük bir çocuktan bile ne kadar çok öğreniyordu. İlk adımlarını atarken mesela; ne kadar da çabalıyordu. Önce emeklemeye çalışıyor, düşe kalka ilerliyor, sonra da adım atmaya çabalıyordu. Hayatta da sanki büyük adımlardan önce küçük adımların atılması gerektiğini bu olayla hatırlatır gibiydi. 

Bense bazen böyle, adım adım öğrenilmesi gerektiğini unutuyordum. Bu küçük şehre ailemle ilk geldiğimiz günleri hatırlıyorum da ne kadar zorlanmıştım. Endişelerim, hayal kırıklıklarım sanki ensemde beni takip ediyorlardı. Bir süre kimseyle görüşmek istememiştim. Sadece ben değil, çekirdek ailem de yeni bir yere adapte olmaya çalışıyordu. Onları da düşünmem, desteğe ihtiyaçları olduğunda çözüm üretmem gerekiyordu. Tıpkı sürüsünü toparlamaya çalışan bir aslan gibi. Şartlar ne olursa olsun pes etmiyor, mücadele etmeye devam ediyordu. Benim de mücadele etmem için bir imkân doğmuştu adeta. Ailemle beraber bu şehre alışmak zorundaydık. 

Hayatımın bir döneminde doğup büyüdüğüm şehri terk etmem gerekeceğini hiç düşünmemiştim. Aslında her şey ağabeyimle birlikte iş kurma fikri ile başladı. Artık kendi ayaklarımız üzerinde durmalı, kendi işimizi kurmalıydık. Bildiğimiz bir alanda ilerlemek istedik, biraz da buna güvendik. 

Başlangıçta her detayı beraberce oturup düşündük. Tutacağımız ofisten içindeki mobilyalara kadar her şey tam olmalıydı. Zaten bir kere oluyor diye en güzelini, en iyisini yapmaya çalışıyorduk. Öyle oldukça harcamaların ardı arkası da kesilmedi. Bu kadar detaylı planlama epey pahalıya mal olmuştu. O kadar çok harcama yapmıştık ki neredeyse tüm kaynakları tüketmek üzereydik. Ama zaten çalışıp fazlasını kazanırız diye düşündük.

Bu sefer de kendi kapasitemizin çok üstünde iş almaya başladık. Sözler veriyor ama zamanında teslim edemiyorduk. Borç harç bir zaman idare ettik ama artık ok yaydan çıkmak üzereydi. Bu başarısızlığı kabul etmemiz gerekiyordu. Elde avuçta olanları da satıp bu küçük şehre geldik. Eski düzenimizi ara ara özlediğim doğruydu. Yine de ailemle bir arada olmak paha biçilemez. Çünkü mutluluğun sahip olduğumuz imkanlarla ilgili olmadığını artık biliyorum.  Ve bir karar aldığımda sonuca ulaşmadan önce hayata zarf atmam gerektiğini de.

Bazen isteklerimiz doğrultusunda adeta hayata bodoslama dalarız. Sonunu düşünmek istemeden, bir an önce hedefimize ulaşmak isteriz. Hemen kazanç olsun, işler bir anda büyüsün diye bekleriz.  Oysa hayatın işleyişi öyle değildir. Hedefe ulaşmak için belli başlı yollardan geçmemiz gerekir. Tıpkı yürümeden önce emeklemeyi öğrenen bebek gibi. Başlangıcı zor, düşe kalka bir süreç bekler bizi. 

Bu nedenle hayat bizden bir karar aldığımızda önce ufak bir giriş yapmamızı bekler. Kazancın olabileceği gibi kayıpların da olabileceğini görmemizi ister. Çünkü ne kadar istesek de her karar lehimize olmayabilir. Bazen o karara hızlıca atılmak değil, sadece yaklaşmak gerekir.  Ufak adımlarla, sabrederek ve hayatın akışına uyum sağlayarak. Bu bizi, risk almaktan ve büyük kayıplar yaşamaktan da kurtarır. Çoğu zaman gözden kaçırsak da hayat her detayında küçük tüyolar verir insana. Eğer görmeyi becerebilirsek, bir bebek gibi yetiştirir.

İşin özünde; bir işe başlamadan önce ufak bir hamle yapabilmek vardır. Büyük heyecanlar yaşatmayan, büyük risklere de atmayan, küçük bir adım sadece. Yapılacak olan eylemin bir provası, ön izlemesi ya da fragmanı gibi. Olası hataları önden görebilmek ve tedbir alabilmek için. Ve insan; sandığından çok daha fazlasını o küçük adımla başarır aslında.

22 Yanıt

  1. Zafer ilk adım ile başlıyor aslında. Azı küçümsemeden, hedefe uygun hemen yapabilir olan ile küçük bir hamle yapmak insanı harekete geçiriyor.

    Loading spinner
  2. imkanların tamamı ile girilen her türlü işte insan kaybettiğini bu kadar net anlayamayabiliyor bazen. yazı sımsıcak bir sabır hikayesi, yeniden başlamak için sebeplere yeniden bakmanın, batmış olan bir güneşin yeniden nasıl doğacağının stratejileri ile gösteriyor.

    Loading spinner
  3. “Ve insan; sandığından çok daha fazlasını o küçük adımla başarır aslında.”
    Her işe küçük adımlarla, küçük miktarlarla, azı küçümsemeden, kontrollü şekilde, derin sulara açılmadan kıyıda öğrenerek, koşmaya başlamadan yürüyerek hız almalı, imkanlarının hepsiyle değil bir kısmıyla başlamalı insan.

    Loading spinner
  4. İnsanın adım adım hedefini tanımlaması sonra da o hedef için çalışması ne kadar konforlu.

    Loading spinner
  5. Küçük adımlarla bir yere varamayacağı yanılgısı içinde insan. Böyle bitmez bu iş diyip her şeyi aynı anda yapmaya çalıştığı yerler ne kadar da fazla. En yanlış kararı da burada veriyormuş meğer. Ama dönüp yaşadıklarımıza bir baksak küçük küçük adımlarla nerelere gelmişiz aslında. Sonucundan en tatmin olduğumuz yerler hep oralar.

    Loading spinner
  6. Yapılacak olan eylemin bir provası, ön izlemesi ya da fragmanı gibi. Olası hataları önden görebilmek ve tedbir alabilmek için. 👏👏👏

    Loading spinner
  7. Küçük adımı kucumsememek gerek. Hayat kurtarıyor. Yanlış hamleden koruyor… Emeklerinize sağlık 🙂

    Loading spinner
  8. Hakikaten düşününce, hayat, bize problemlerimizin çözümünün nasıl olacağıyla alakalı ne kadar da çok şey gösteriyor. Bir bebeğin büyümesinden. Bazen de bir tohumun filizlenmesinden. Öğrenmek isteyene, merak edene hiç bitmeyecek kadar çok…

    Loading spinner
  9. İnsanoğlu gerçekten çok aceleci. Bir işe başladığında hep altın vuruş peşinde… İlk seferde büyük kazanç elde etme derdinde. Bu sebeple daha ilk hamlede varını yoğunu ortaya koyuyor ve tabii ki çoğunlukla kaybediyor. Sebebini de ya çevreye ya şartlara ya da kadere bağlıyor, maalesef…

    Loading spinner
  10. Ne kadar da doğru . Hedefine ulaşmak, başarılı olmak için sabrederek ve hayatın akışına uyum sağlayarak ilerlemek gerekir.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner