Ev Genci

Eskiden “genç” denince akla heyecan gelirdi. Hayalleri, koşturmaları vardı, kabına sığmazlardı. Hayatın akışında kendilerine de bir yer bulmaya çalışırlardı. Şimdi ise evimin salonunda uzaktan oğluma bakıyorum. Koltuğun bir köşesinde, yüzü yine elindeki telefona dönük oturuyor. “Ev genci” diyorum içimden, başka bir açıklama bulamıyorum.

Kendisi yirmi sekiz yaşını doldurdu. Üniversiteyi bitirdi, askerliğini yaptı ama sanki hayat orada durdu. Sabahları geç kalkıyor, geceleri geç yatıyor ve sürekli tüketiyor. İnterneti, zamanı ve sanki umudu tüketiyor.

Bazen nerede hata yaptığımızı düşünüyorum. Çocukken çok hareketli ve meraklıydı. “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorduğumuzda gözleri parlardı. Şimdi aynı soruyu sormaya korkar olduk. Bu soruya bir cevabı olup olmadığını bile bilmiyoruz. Evde oturmak ona güvenli geliyor. Dışarının zorluğu, iş kaygısı, sorumluluk alma mecburiyeti gözünde büyüyor.

Sadece eleştirirsem haksızlık yapmış olurum oğluma. Kötü alışkanlıkları yok mesela. Aynı zamanda evine bağlı, ailesine saygılı. Sokaklarda kaybolmuş, yanlış yollara sapmış bir genç değil. Teknolojiyi iyi kullanıyor, zeki, pratik düşünüyor. Bazen bilgisayarda öyle şeyler yapıyor ki hayran kalıyorum. “Bunları işe dönüştürsen keşke!” diyorum. Her şey orada kalıyor işte, daha öteye gidemiyor. Bilgisayar kapandı mı hiçbir marifeti olmayan birine dönüşüyor.

En büyük problemi ise amaçsızlığı. Sabah kalkması için bir sebebi yok. Hayatın ondan bir talebi yok gibi davranıyor. Oysa hayat hareket etmeyene ilerleme izni vermiyor. Emek vermeden, terlemeden, sabretmeden, kimse bir yere varamıyor. Bunu anlatmaya çalıştıkça aramızda görünmez duvarlar yükseliyor.

Bazen kendi içimde ona kızıyorum. “Bu yaşta hâlâ bizden harçlık mı beklenir?” diyorum. Ama sonra yüzüne bakınca içim acıyor. Çünkü görüyorum ki aslında o da mutlu değil. Kendi dünyasında sıkışmış, ne yapacağını bilemeyen bir çocuk gibi. Belki küçük bir adımla başlayacak her şey.  Bir kurs, bir iş başvurusu, yeni bir çevre.

Bu sadece bir durak olabilir diye düşünmek istiyorum. Tabi o durakta fazla oyalanmak hayat trenini kaçırmaya sebep olabilir. Amacı olan insan yorulur ama yıkılmaz. Amacı olmayan ise en rahat koltukta bile huzur bulamaz.

Geçen hafta oğlum benden gömleğinin düğmesini dikmemi istedi. “Anne sen iki dakikada halledersin.” dedi. O an elimde iğne iplikle kalakaldım. Fark ettim ki ona yıllarca neredeyse hiçbir şey öğretmemiştim. Ayakkabısını bile ben bağlamış, yemeğini önüne ben koymuştum. Sorunlarını bir şekilde hep ben çözmüştüm. “Yorulmasın, üzülmesin” derken farkında olmadan onu hayata hazırlamamıştım. Şimdi şikâyet ederken, bu tabloda benim de payımın olduğunu anladım.

Hiçbir zaman geç değil

Biz anneler belki de sevgiyi yanlış tanımladık. Oysa birini sevmek onu pamuklara sarıp sarmalamak değildi. Ona zorluklara karşı mücadele etmeyi öğretmekti. Düşmesine izin vermek, düştükten sonra nasıl kalkacağını göstermekti. Yüreğin yansa da ses çıkarmadan acısında eşlik etmekti.

İyi haber şu ki; hiçbir zaman geç değildi. Hayatını onun ellerine teslim etmenin vakti gelmişti. Onu yetiştirmek çocukken olduğu kadar kolay olmayacaktı belki ama olacaklara razıydım. Bugüne kadar geç kalmış olsam da bu düşünceyle yarınları da kaçırmak istemiyorum. Bu yüzden işe, onun sırtından ellerimi çekerek başlıyorum. Artık kendi kanatları olduğunun farkına varmalı.

17 Yanıt

  1. Amacı olmayan insanın harekete geçme sebebi de yok demektir. Zaten ihtiyaçları karşılanıyorsa istekleri bir şekilde gideriliyorsa o insan neden harekete geçsin? Çocuk yetiştirirken de her şeyini tastamam yapmak yerine bir şeylerin eksikliğini yaşaması ve kendi sorumluluklarını alıp güçlenmesi açısından önemli.

    Loading spinner
  2. Oglundan destegini ceken anne cok yipranacak. Genc annesini dusman gibi gorebilir. Ailesine saygili olan gencin kaygilari onu bir ejderhaya cevirebilir.

    Loading spinner
  3. Ne kadar tanıdık bir öykü. Günümüzün en önemli sorunlarından biri bence de zamanında sorumluluk verilmemiş gençler.

    Loading spinner
  4. Annelerin bilmesi ve yetiştirirken unutmaması gereken ihtiyaç duyacağı stratejiler. Asıl yetiştirmek, zamanı geldiğinde geri çekilip kendi yolunda yürümesine izin vermektir.

    Loading spinner
  5. Çocuk büyüdüğü zaman bu kararı vermek biraz daha zor olsa gerek. Her zor hamlenin bir ferahlık doğuracağına inanmak beni rahatlatıyor.

    Loading spinner
  6. Amacı olan insan yorulur ama yıkılmaz. Amacı olmayan ise en rahat koltukta bile huzur bulamaz. Ne kadar doğru…

    Loading spinner
  7. Yazı ne kadar da duygularımıza tercüman olmuş. Hem üzüldüm hem mutlu oldum. Hiçbir şey için geç değil.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner