Ev Genci

Ev Genci

2 dk okuma
2 tepki

Eskiden "genç" denince akla heyecan gelirdi. Hayalleri, koşturmaları vardı, kabına sığmazlardı. Hayatın akışında kendilerine de bir yer bulmaya çalışırlardı. Şimdi ise evimin salonunda uzaktan oğluma bakıyorum. Koltuğun bir köşesinde, yüzü yine elindeki telefona dönük oturuyor. "Ev genci" diyorum içimden, başka bir açıklama bulamıyorum.

Kendisi yirmi sekiz yaşını doldurdu. Üniversiteyi bitirdi, askerliğini yaptı ama sanki hayat orada durdu. Sabahları geç kalkıyor, geceleri geç yatıyor ve sürekli tüketiyor. İnterneti, zamanı ve sanki umudu tüketiyor.

Bazen nerede hata yaptığımızı düşünüyorum. Çocukken çok hareketli ve meraklıydı. "Büyüyünce ne olacaksın?" diye sorduğumuzda gözleri parlardı. Şimdi aynı soruyu sormaya korkar olduk. Bu soruya bir cevabı olup olmadığını bile bilmiyoruz. Evde oturmak ona güvenli geliyor. Dışarının zorluğu, iş kaygısı, sorumluluk alma mecburiyeti gözünde büyüyor.

Sadece eleştirirsem haksızlık yapmış olurum oğluma. Kötü alışkanlıkları yok mesela. Aynı zamanda evine bağlı, ailesine saygılı. Sokaklarda kaybolmuş, yanlış yollara sapmış bir genç değil. Teknolojiyi iyi kullanıyor, zeki, pratik düşünüyor. Bazen bilgisayarda öyle şeyler yapıyor ki hayran kalıyorum. "Bunları işe dönüştürsen keşke!" diyorum. Her şey orada kalıyor işte, daha öteye gidemiyor. Bilgisayar kapandı mı hiçbir marifeti olmayan birine dönüşüyor.

En büyük problemi ise amaçsızlığı. Sabah kalkması için bir sebebi yok. Hayatın ondan bir talebi yok gibi davranıyor. Oysa hayat hareket etmeyene ilerleme izni vermiyor. Emek vermeden, terlemeden, sabretmeden, kimse bir yere varamıyor. Bunu anlatmaya çalıştıkça aramızda görünmez duvarlar yükseliyor.

Bazen kendi içimde ona kızıyorum. "Bu yaşta hâlâ bizden harçlık mı beklenir?" diyorum. Ama sonra yüzüne bakınca içim acıyor. Çünkü görüyorum ki aslında o da mutlu değil. Kendi dünyasında sıkışmış, ne yapacağını bilemeyen bir çocuk gibi. Belki küçük bir adımla başlayacak her şey.  Bir kurs, bir iş başvurusu, yeni bir çevre.

Bu sadece bir durak olabilir diye düşünmek istiyorum. Tabi o durakta fazla oyalanmak hayat trenini kaçırmaya sebep olabilir. Amacı olan insan yorulur ama yıkılmaz. Amacı olmayan ise en rahat koltukta bile huzur bulamaz.

Geçen hafta oğlum benden gömleğinin düğmesini dikmemi istedi. "Anne sen iki dakikada halledersin." dedi. O an elimde iğne iplikle kalakaldım. Fark ettim ki ona yıllarca neredeyse hiçbir şey öğretmemiştim. Ayakkabısını bile ben bağlamış, yemeğini önüne ben koymuştum. Sorunlarını bir şekilde hep ben çözmüştüm. "Yorulmasın, üzülmesin" derken farkında olmadan onu hayata hazırlamamıştım. Şimdi şikâyet ederken, bu tabloda benim de payımın olduğunu anladım.

Hiçbir zaman geç değil

Biz anneler belki de sevgiyi yanlış tanımladık. Oysa birini sevmek onu pamuklara sarıp sarmalamak değildi. Ona zorluklara karşı mücadele etmeyi öğretmekti. Düşmesine izin vermek, düştükten sonra nasıl kalkacağını göstermekti. Yüreğin yansa da ses çıkarmadan acısında eşlik etmekti.

İyi haber şu ki; hiçbir zaman geç değildi. Hayatını onun ellerine teslim etmenin vakti gelmişti. Onu yetiştirmek çocukken olduğu kadar kolay olmayacaktı belki ama olacaklara razıydım. Bugüne kadar geç kalmış olsam da bu düşünceyle yarınları da kaçırmak istemiyorum. Bu yüzden işe, onun sırtından ellerimi çekerek başlıyorum. Artık kendi kanatları olduğunun farkına varmalı.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 2 tepki

Yorumlar (26)

  • Fatmanur GÜNEŞ dedi ki

    1 Eylül 2026

    işe, onun sırtından ellerimi çekerek başlıyorum🩷

  • Emine Arslan dedi ki

    1 Eylül 2026

    Yazı ne kadar da duygularımıza tercüman olmuş. Hem üzüldüm hem mutlu oldum. Hiçbir şey için geç değil.

  • Yasemin dedi ki

    1 Eylül 2026

    Amacı olan insan yorulur ama yıkılmaz. Amacı olmayan ise en rahat koltukta bile huzur bulamaz. Ne kadar doğru...

  • Elif A. dedi ki

    1 Eylül 2026

    Çocuk büyüdüğü zaman bu kararı vermek biraz daha zor olsa gerek. Her zor hamlenin bir ferahlık doğuracağına inanmak beni rahatlatıyor.

  • Merve dedi ki

    1 Eylül 2026

    Annelerin bilmesi ve yetiştirirken unutmaması gereken ihtiyaç duyacağı stratejiler. Asıl yetiştirmek, zamanı geldiğinde geri çekilip kendi yolunda yürümesine izin vermektir.

  • Tülin D dedi ki

    1 Eylül 2026

    Ne kadar tanıdık bir öykü. Günümüzün en önemli sorunlarından biri bence de zamanında sorumluluk verilmemiş gençler.

  • Zekiye Rahsan Kaplan dedi ki

    1 Eylül 2026

    Oglundan destegini ceken anne cok yipranacak. Genc annesini dusman gibi gorebilir. Ailesine saygili olan gencin kaygilari onu bir ejderhaya cevirebilir.

  • Meltem UZUN dedi ki

    1 Eylül 2026

    Günümüz aile yapısının kanayan yarası ev gençleri.. Kaleminize sağlık.. 🌼

  • Seçilen Öztürk dedi ki

    1 Eylül 2026

    Bilmeden iyi zannederek yaptıklarımız olumsuz sonuç getiriyor.

  • Gülay dedi ki

    1 Eylül 2026

    Amacı olmayan insanın harekete geçme sebebi de yok demektir. Zaten ihtiyaçları karşılanıyorsa istekleri bir şekilde gideriliyorsa o insan neden harekete geçsin? Çocuk yetiştirirken de her şeyini tastamam yapmak yerine bir şeylerin eksikliğini yaşaması ve kendi sorumluluklarını alıp güçlenmesi açısından önemli.

  • Gülay dedi ki

    1 Eylül 2026

    Amacı olmayan insanın harekete geçme sebebi de yok demektir. Zaten ihtiyaçları karşılanıyorsa istekleri bir şekilde gideriliyorsa o insan neden harekete geçsin? Çocuk yetiştirirken de her şeyini tastamam yapmak yerine bir şeylerin eksikliğini yaşaması ve kendi sorumluluklarını alıp güçlenmesi önemli.

  • Görkem A. dedi ki

    1 Eylül 2026

    Günümüzde bir çok evde yaşanan durumu özetlemiş yazı. Ailelerin evlatlarının o hallerine üzülmeleri, onlar için çabalamaları. O çabanın karşılıksız kalması. Sahiden hayat hareket etmeyene ilerleme izni vermiyor.

  • Pınar Ç. dedi ki

    2 Eylül 2026

    "Aman üzülmesinler" diye diye çocukları bağcık bağlayamaz hale getirdik.

  • Funda A. dedi ki

    2 Eylül 2026

    Sevgiyi onları pamuklara sarmak zannediyoruz saçımızı süpürge etmek zannediyoruz. Onlara ne kadar zarar veriyoruz aslında

  • Büşra D. dedi ki

    2 Eylül 2026

    Bazen sevdiklerimizin üzerine fazla titrediğimiz zamanlarda farkında olmadan gelişmesini engelleyebilyoruz. Yine de hiç bir şey için geç olmadığını bilmek güzel haber; umut verici

  • Almina dedi ki

    2 Eylül 2026

    Ne güzel haber! gelişmek için hiç bir zaman geç değil nereden başlarsak o kadar iyi… motivasyon için teşekkürler

  • Ahsen dedi ki

    2 Eylül 2026

    Zor olan yetiştirmek değil... Zor olan yetiştirirken sabretmek. Annelikte sabırsız olmuyor.

  • feyzanurmelek dedi ki

    11 Eylül 2026

    bende bu yazıyı okuduktan sonra 4 yaşındaki kızıma bir baktım. ileride daha marifetli olması için şimdiden ona yapabileceği ne varsa küçük demeden yaptırmaya başlasam iyi olacak..

  • Fatma B. dedi ki

    1 Ekim 2026

    Birisini sevmek onu pamuklara sarıp sarmalamak değil. İnsanın bunu yapmaktan alıkoyacak güç onun daha iyi ve güçlü bir insan haline dönüşmesine izin vermek. Bunun için de alan açmak, zaman vermek, sabretmek, biraz zorda bırakmak, her şeyi önüne sunmamak. Ebeveyn olmak tüm imkanları önüne sermek değilmiş...

  • Gülçin dedi ki

    2 Ekim 2026

    Sanırım bu konu çoğu annenin kanayan yarası. Çocuklarımızı yormak, üzmek istemiyoruz ve yerine getirmesi gereken sorumlulukları üzerlerindne alıyoruz. Yetişikinliğe geldiklerinde ise neden böyle oldular diye kızıyoruz. İnsan yorulmakla, koşturmakla kötü olmaz ki aksine daha iyi olur. Bunu farkettiğimiz an çocuklarımızla ilgili birçok problem çözülebilir diye düşünüyorum.

  • Melike Ç. dedi ki

    7 Ekim 2026

    Böyle durumlarda kıyamadıklarımıza kıydıkları aklıma geliyor. Kimseyi sonsuza kadar pamuklara saramayız.

  • Tülin Y. dedi ki

    22 Ekim 2026

    Zamane çocukları değil, zamane ebeveynleri varmış.

  • Ceyda D. dedi ki

    23 Ekim 2026

    Yazıyı ve yorumları görünce ne kadar da ortak bir dert olduğunu anladım. Okurken içim şahit olduğum benzer duruma sızladı. Her zaman bir çıkış kapısı var elbette, yılların alışkanlığını kırmak kolay olmasa da.
    Umarım bu konuda yarası olan, gençlerin bu duruma gelmesinde payı olanlarımız doğru hamleler yapabilir. Zira yazıda da belirtildiği gibi, onlar da hallerinden mutlu görünmüyorlar.
    Bu gençlere güzel bir amaç, iyi yönde harekete getirecek güzel hedefler oluşmasını gönülden diliyorum.

  • Sibel dedi ki

    23 Ekim 2026

    Belki küçük bir adımla başlayacak herşey... Mesele o küçük adımı atmak.

  • Hilâl dedi ki

    25 Ekim 2026

    Ev genci de değil, oda genci.. Çoğu odasından da çıkmıyor. Bu çocukları kazanmanın yolu bulunmalı.

  • Sinem dedi ki

    27 Ekim 2026

    Oda gençleri ve onlara amade ebeveynleri çağına hoş geldiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.