Düğün Fotoğrafı

Düğün Fotoğrafı

Düğün Fotoğrafı

2 dk okuma

Elimi usulca kadife kaplamanın üzerinde gezdirdim. Parmak uçlarım üzerindeki minik incilere takıldı. Rengi geçen yılların hakkını vermiş olmalı ki biraz solmuştu. Kucağımdaki bu ahşap kutunun içinde çok şey saklıydı. En kuytu çekmecelere koyardım. Lakin eş dost toplanınca hemencecik ortaya çıkardı. Sanki üzerindeki tozu attırınca geçen yıllar bugüne yetişirdi. Eskide kalmış kareler zihnimizde canlanırdı.

Bakışlarım yeniden düğün fotoğrafımıza düştü. Küçük bir stüdyoda çekilmişti. Arkamızda yapay çiçeklerle bezenmiş bir fon vardı. Önüne ahşap bir bank koyulmuştu. Bankın kenarına usulca ilişmiştim. Eşim ise heyecanını saklamaya çalışarak yanımda durdu. Birbirimize ne çok yakındık, ne de çok uzak. Benim ellerimde çiçek buketim, onun elleri ise ceplerindeydi. Kameraya bile nasıl bakacağımızı bilmiyorduk. Gelinliğim sadeydi belki ama kendine has ince işçiliği vardı. Eşim ise çok takılmamış, damatlığını bir dostundan ödünç almıştı. Kimse de bir akıl vermemişti. Adamcağız siyah takımın altına lacivert çorap giymişti.

Fotoğrafta abartılı olan herhangi bir detay yoktu. Gösterişli hazırlıklar ya da farklı olma çabası da yoktu. Yine de her baktığımda o anki mutluluğu hissedebiliyordum. Aile kurabilmek için bir araya gelen iki insan görüyordum. Geriye dönüp baktığımda “Keşke şu da olsaydı…” dediğim bir şey de olmadı. Evlilik dediğin de zaten dört mevsim gibi değil miydi? Gün gelir her yerden meyve verirdi. Hatta hiç beklemediğin yerlerden çiçek açardı. Gün gelir fırtınalara karşı omuz omuza olmak gerekirdi. Böyle durumlarda sahip olunan hangi eşya gönlü ısıtabilirdi ki? Tüm bunlar sevgi ve sadakat olduğu sürece geçilebilen eşiklerdi. İkisi de satın alınamaz, ancak emekle inşa edilebilirdi.  Asıl dert edilmesi gerekenler de zaten bunlar değil miydi?

Değişen fotoğraflar

Peki sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda aynı hissiyatı yaşıyor muyuz? Özenle çekilmiş, üstü başı toplanmış fotoğraflar görüyoruz. Işığın açısı geleceğimizden daha aydınlık olan kareler ekranımızda beliriyor. Ne kadar da özenli, süslü ve çiçekliler. Herkes en güzel anlarını paylaşıyor. Öyle ki nasıl evleneceğimizi bile başkaları belirliyor. Evlenmeden önce yapılması gerekenler olmazsa olmazmış gibi sıralanıyor. Sadece kendi ihtiyaçlarımızla değil, başkalarının ne aldığıyla da ilgileniyoruz.

Zamanla hiçbir şeyin eksik olmaması gerektiğine inanıyoruz. Abartılı kutlamalar, hediyeler ve bitmeyen paylaşımlara denk geliyoruz. İnsanın da baktıkça bakası geliyor. Kıyaslarımız gitgide gerçekliğini kaybetmeye başlıyor. İnsan sahip olmadığı imkanlarla karşılaştırma yapıyor. Halbuki orada durdurulan bir “an” var, hemen şimdi orada. O “anda” her şey olabildiğince güzel süslü ve düzenli duruyor. “Gülümseyin çekiyorum!” Bazen bu kare için imkanlar oldukça zorlanıyor. Altından kalkılamayan pahalı hediyeler alınıyor. Aylarca belki taksitleri zorlukla ödeniyor.

Bu süreçten aslında herkes nasibini alıyor. Hayatın tek bir kareden ibaret olmadığı zamanla anlaşılıyor. O anda herkes birbirine bakıyor. Oysa omuz omuza verilmediğinde insan kendi dünyasına dönüyor. Aile olmak ise insanın mutluluğu aradığı uzun bir yolculuk. Tüm bu yapıp ettiklerini mutlu olacağını düşünerek yapıyor. İmkanlarını sonuna kadar kullanması gerektiğini düşünüyor. Hatta bazen kendi sahip olmadıklarının bile peşine düşüyor.

Yolculukta keyif veren şey ise sonuna varmak olmuyor. Asıl keyif hedefine ulaşmaya çalışması ve bunun için çabalamasından geçiyor. Yolda kalabilmesi için de hep bir eksikliğinin olması gerekiyor.  Hayatta güçlenebilmesi, becerilerinin artabilmesi böylelikle mümkün oluyor.  Çünkü aile olmak dört mevsim çiçek açmayı bilmekten geçiyor.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (24)

  • Sinem dedi ki

    19 Haziran 2026

    Bir çoğumuz varış noktasına odaklanmaktan yoldaki eğlenceyi kaçırıyoruz.

  • Nurdan A. dedi ki

    20 Haziran 2026

    Omuz omuza verilebilen evlilikler epey azaldı süslü dört dörtlük düğünler isteniyor

  • Almina dedi ki

    20 Haziran 2026

    Ailede birlikte neşelenmek, hem çiçek açmak hem de çiçek açtırabilmek ve bundan keyif almasını bilmek... Çoğumuzun unuttuğu bir şey oldu artık. Dört mevsim ilişkilerinde sağlam olup neşeyle çiçek açabilmek ne güzel :)

  • Kadriye dedi ki

    20 Haziran 2026

    Oysa omuz omuza verilmediğinde insan kendi dünyasına dönüyor. Aile olamıyor, ailele mutlulukta yoktukta da bir olduğunda aile oluyorsun

  • Seher dedi ki

    20 Haziran 2026

    İnsan en iyisi olsun istiyor doğal olarak. Ama o eskilerdeki siyah beyaz tek düze karelerin yeri bambaşka.

  • Görkem Akın dedi ki

    20 Haziran 2026

    Anları, anılara ait kareleri, o güzel manzaraları, telefona kaydetmeye çalışırken kaçırıyoruz.

  • Tülin D dedi ki

    20 Haziran 2026

    Bir anlık mutluluk için şartları zorlamak mı? Yoksa elinde olanla mutlu olabilmek mi? Günümüzde kişiler anlık mutluluk için gereksiz harcamalar yaparak geleceklerini sıkıntıya sokuyorlar malesef.

  • Funda dedi ki

    21 Haziran 2026

    Sonuç odaklı olmak nekadar bizlere zarar veriyormuş.

  • Emine Arslan dedi ki

    21 Haziran 2026

    Yokluğa rağmen mutlu olmak, birbirine emek destek vermek, eksikliğin olması insanı birbirine bağlıyor.Varlıkta da bu verilen emek unutulmuyor.Yazıda kendimi buldum, teşekkürler.

  • Gülay dedi ki

    22 Haziran 2026

    Demek ki gerçek mutluluk her şeyin tam olduğu, mükemmel bir hayat değilmiş. İnsanı geliştiren şey eksiklikleri, bu sayede çaba gösteriyor ve yolda kalabiliyor.

  • Melek Hekimhan dedi ki

    22 Haziran 2026

    Hayatta hep sahip olduğumuz imkanların kıymetini bilmek yerine sahip olamadıklarımıza özenmekten kaybediyoruz. Halbuki sahip olduklarımız mutluluğumuz için yeterliydi.

  • Gülçin dedi ki

    22 Haziran 2026

    Zaten bütün problemler de burada; kutlamalarda bile samimiyeti kaybettik.. Küçük, içten, samimi kutlamaların yerini gösterişli partiler aldı.. İşin acı kısmı da aslında oralarda kimse keyif alamadı..

  • Pınar Ç. dedi ki

    22 Haziran 2026

    Mutluluğu yanlış anlattılar bize. Sanki 7/24 gerçekleştirilen bir hizmetmiş gibi. Oysa tıpkı mevsimleri kendi yönleriyle sevdiğimiz gibi, yolları da, insanları da kendi iniş çıkışlarıyla sevince bir mutluluk hakkımız oluyor.

  • Hatice B. dedi ki

    22 Haziran 2026

    Bütün bu sebeplerden dolayı birçok gençte evlilikten uzaklaşıyor. Çünkü evlilik demek çok büyük bir masraf demek onlar için.
    Tabii bunu istemeyen gençler de var elbette onlar da böyle olur mu hiç diyerek dışarıdaki insanlardan zorbalanıyor.

    Nikah için ayrı bir gelinlik
    Profesyonel klip ve fotoğraf çekimi için ayrı bir gün ve ayrı bir gelinlik. Düğün için de ayrı bir gelinlik. Ve bunun gibi daha birçok detay.

    Ve İnsan bu kadar detayların içinde koşturmaktan asıl mutluluğun keyfini çıkaramıyor o anın tadını alamıyor.

  • Selmin hamidioğlu dedi ki

    22 Haziran 2026

    İnsan zihni çok fazla kıyas yapıyor. Bunu yaparken de kendinden daha kötü imkanlara bakmak yerine, hep daha iyi imkanlara bakıyor 🥺

  • Serap Y. dedi ki

    22 Haziran 2026

    Gerçek acılar mı sahte mutluluklar mı ? Uzun vade de kazanılan ve kaybedilenlerin bilançosuna iyi bakmak lazım !

  • Aynur B. dedi ki

    27 Haziran 2026

    Ne güzel detaylar verilmiş. Sadece evlilik sürecinde de değil, hayatın tüm süreçlerinde bir işe başlarken, bir yola girerken olmazsa olmazların olduğunu düşünüyoruz.
    Üniversite sınavını kazanmak için illa özel hocalardan ders alınması gerektiği ya da spora başlamak için gerekli motivasyonun gelmesini beklemek gibi.

    Süreçte haz almak için bir materyale ihtiyaç duyulmaz ki. Yoldayken aldığın keyif önemlidir. En güzel anılarda o imkansızlığın olduğu zamanlarda oluyor.

  • Büşra D. dedi ki

    28 Haziran 2026

    Bu yüzden midir ki insanlar genellikle imkanlarının az olduğu ama samimiyetin olduğu dönemlerini anlatıp dururlar
    Samimiyeti kaybetmeyenlerden olabilmek ne kadar önemli.. kaleminize sağlık

  • Büşra D. dedi ki

    28 Haziran 2026

    Bu yüzden midir, insanların genellikle kısıtlı imkanlarının olduğu dönemlerini daha çok anlatmak istemeleri, oradaki samimiyeti unutmamaları..

  • Tuğba Ö. dedi ki

    28 Haziran 2026

    Dört dörtlük olsun diye ne uğraşlar verildi, sonu ise hüsran. Sade hayatlar ne keyifliydi tıpkı eskiler gibi belki de buraları kaçırıyoruzdur.

  • Melike Ç. dedi ki

    29 Haziran 2026

    Yoldan keyif almayanlar, vardığında da keyif alamıyor.
    Yazı için teşekkürler...

  • Asile dedi ki

    29 Haziran 2026

    Aile olmak dört mevsim çiçek açmayı bilmek gerekiyor.
    Her zorlukta her koşulda beraber olabilmek.

  • Meltem UZUN dedi ki

    14 Temmuz 2026

    Koca koca hayatlar, yaşanması gereken anıları olduğu gibi yaşamak yerine, "mış" gibi yapılan fotoğraf karelerinde heba ediliyor...

  • Tülin Y. dedi ki

    30 Temmuz 2026

    "Evlilik dediğin de zaten dört mevsim gibi değil miydi?" bu cümle evliliği ne kadar güzel özetlemiş. Evlilik sadece yapay bir bahardan ibaret değildir; kış fırtınasında omuz omuza durabilmek gerekir. Hiçbir pahalı eşya sevgiyi satın alamaz, gerçek bağlar ancak emek ve sadakatle inşa edilir. Yazanın kalemine sağlık :)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.