Dolap Kapağı ve Annem

Dolap Kapağı ve Annem

Dolap Kapağı ve Annem

2 dk okuma

Sokak kapısının kilidini açtıktan sonra hafifçe içeri doğru ittim. Beni antrede ilk karşılayan yine portmantonun açık kapağı oldu. Rengi biraz solmuş bu kapak, nedense bir türlü kapanmıyordu. Burnu tıkalı insanın nefes alması gibi ağzı hafif açıktı. Gelenleri karşılıyor, giden misafirlere de umursamazca "Güle güle." diyordu.

Kapağının kapanmamasının sebebi menteşelerdeki bir sıkıntıdan dolayı değildi. İçi o kadar doluydu ki kapanamıyordu. Ceketler, şemsiyeler ve lazım olur diye saklanan eşyalarla doluydu. Tek başına içindeki kalabalığı tamamen bastıramıyordu. Gelene gidene ayıp olmayacak kadar dağınıklığın üzerini örtebiliyordu. İçindeki karmaşayı ve kalabalığı büyük ölçüde gizleyebiliyordu. "Aman efendim, yok yok bizler iyiyiz; sizler nasılsınız?" der gibiydi. İçindekiler dışarı doğru dökülmek üzere olsa da çaktırmıyordu. Ceketleri öylece ittirip, ağzını kapatacak kadar gücü yoktu.

Diğer kapak ise umarsızca, öylece olduğu yerde duruyordu. "Ben zaten yapmam gerekeni yapıyorum!" dercesine sadece kendisiyle ilgiliydi. Görevini yerine getirmenin haklı gururunu yaşıyor gibiydi. Yanındakinin yorulmuş olması, bir türlü yetememesi onu ilgilendirmiyordu. Çok ilginçtir ki kimse de ona dokunmuyordu. Herkes ceketini diğer kapağının altına asıyordu. Neden kapanmadığını da bir türlü anlamıyor, ona kızıyordu.

Tıpkı ailedeki herkesin annemden bir şey beklemesi gibiydi. Evet, bizim evde de herkesi toparlamaya çalışan annemdir. Bir türlü yetişemez, soluk soluğa kalır genelde. Bizim için koşturan ama kendine bir türlü dönemeyen annem. Konu sadece kendisine vakit ayırmaması değil aslında. Vakit bir şekilde bulunurdu illaki. Konu, kendisine artık vakit ayırabileceğinde, neredeyse hiç gücünün kalmamasıydı.

Herkesin üstüne kapağı kapatıp "Artık kendi söküğümü dikeceğim!" diyememesiydi. "Şu pastadan ben de tadayım!" deyip tabağı önüne çekmemesiydi. Hediye alındığında "Ne gerek vardı çocuğum." demesi; "Paranızı harcamayın, benim ihtiyacım yoktu ki" diye tembihlemesiydi. Kendisine bir türlü bir şey isteyememesiydi.

Böylelikle bizler de artık büyüyorduk. Hâlâ bütün kalabalığımızı annemin kapakları altına saklamaya çalışıyorduk. Onun ise bizi kucaklayacak mecali kalmamıştı. Burnu tıkanmış, aralıklı dudaklarından soluyor; nefesi kendine yetmiyordu. Ne gariptir ki bunun farkında bile değildik.

Ben de varım!

Eskiler "Ak akçe kara gün içindir" derdi. Oysa ak akçe dedikleri sadece birkaç kuruştan ibaret değildi. Sadece kara gün için de değildi. Bizi ayakta tutan, güvende tutan üç beş kuruştu. "İşler ters gitse de bir altın bileziğim var" diyebildiğimizdi. Kenarda köşede sakladığımız, güvende hissettirendi. Elimizi atıp cebimizde hissettiğimizde "Oh!" çektirendi. Bazen kimsenin bilmediği bir meziyet ya da yetenekti. Bazen de bir fıkraydı; akla geldikçe içten içe gülümsenen.

Kendine özel kakuleli kahveni hazırlayabilecek enerjiye sahip olmaktı. "Şimdi değil anneciğim. Önce kendimi sonra seni dinleyeceğim." diyebilmekti. Ceplerindekini hiçbir zaman tamamen boşaltmamaktı. Lakin hayat hiçbir zaman insanın her şeyini vermesini istemedi. Hiçbir olaya tüm gücüyle girmemesi gerektiğini söylemedi.

Ölçülerinin farkında olup alabildiğin kadarını almaktı. Alabildiğin kadarına almak dediğin de ağzına kadar doldurmak değildi. Çayda bile bir dudak payı bırakılmaz mıydı? Orada tek kapağının olmadığını görüp, birazını da diğerinin altına saklamaktı. Yalnız olmadığını görmek, "Sen de bir ucundan tut" diyebilmekti. Hayat dediğin, kendine de saklayabilmekti.

Ailede kendini yok saymak değil; "Ben de varım!" diyebilmekti.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (61)

  • Seçilen Öztürk dedi ki

    10 Mayıs 2026

    İnsan doğru yerde ben de varım diyemediğinde aşırılaşıyor. O zaman başta kendisine sonra kimseye bir hayrı da olmuyor. Gün güne aşırılaştığı yerde yok oluyor.

    • Methiye D dedi ki

      11 Mayıs 2026

      Ne kadar güzel bir metafor...

  • A.C. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    ''Ben de varım'' kısmı dokundu. İnsan bazen kendini unutmanın ne kadar normalleştiğini fark etmiyor.

  • feyzanur m dedi ki

    11 Mayıs 2026

    hep yükledikçe yüklemek yerine yük alan olabilmek ne kadar da karizmatik bir hareket. Oysa nasıl olsa halleder diye halledenin omzuna yüklüyor çoğu zaman insan. Anneler de buna gönüllü oluyor. Annemin eline kahvesini verip ben hallederim deme görevi edindiğim bir yazı :)

  • Asile dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ne tuhaf...
    Yaptiklarinla kendini yok saymak..

    Yüreğe dokunan bir yazı, teşekkürler.

  • Asile dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Farkındalık oluşturan bir yazı, elinize sağlık ..

  • Darmona D dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ah canımız annelerimiz hep kendilerinden vermeye fedakarlık yapmaya alışmış ama onca çabaya rağmen görünmeyen, görülmeyen. Demek ki hep vermek değilmiş mesele. Bazen alabilmekte karşındakine izin vermekte -

  • Çiler dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Çok çok anlamlı ve düşündüren bir yazı. Ellerinize sağlık… 👏🏽

    Dolup, taşmadan “Sen de bir ucundan tut” diyebilmek…
    Biraz sende de kalmalı ki çoğaltıp, başkalarına da verebil ☺️

  • Gülcan K. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ah anneler :)
    Herşeyi kendisi halletmeye çalışan, kendisiyle iligli şeyleri ise ikinci plana atan kişi...
    Peki gerçeği neydi bunun?
    Bende varım diyebilmek...:)
    Peki nasıl :)

  • Seçil 🌱 dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Çünkü insanın kendi üzerinde de hakkı vardı…🤍

    Çok anlamlı bir yazı olmuş. ☺️
    Kaleminize sağlık ✍🏻

  • Duygu E. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Çoğu annemizin yapamadığı, kendine zaman ve o Evet’lerin de bir sınırının olması.
    Kendine özel kahve yapmak sahi hangimizin aklına geldi?

  • Tülin D dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Bazen yaşamın içinde kaybolup gidiyoruz. Farkındalığımızı artırıp , sorumlulukları paylaşıp, dengeyi bulmak ve bende varım diyebilmek çok güzel olur tabiki.

  • Methiye D dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ne kadar önemli bir detay...
    Çünkü insan bunda da yanıldı...
    Anne misin katlanacaksın...
    Eş misin tabiki kendinden vereceksin ama nedense hep tek taraflı ilerliyor...

    Çok teşekkür ederim bu güzel yazı için...
    Tekrar düşünme vakti🥹

  • Figen E dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ne güzel tanımlamış aile olmayı, tebrikler ☺️

  • Aysel K dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ne güzel bir yazı, farkındalık uyandıran. Her işi yapan annelerimizin zaten yapması gerekiyor diye bakmadan onlarında bir hayatı olduğunu, insan olduklarını, ihtiyaçları olduklarını düşünmek. Aklımıza getirmek…
    Anneler iyi ki varlar. Kıymetlerini bilmemiz ümidiyle… 🥹

  • Nurdan A. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Dengeyi koruyup orta yolu bulsak ne güzel olacaktı.

  • Vildan dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Evet, evet tamda tarif ettiğiniz gibi teşekkür ederim öyle güzel ifade etmişsiniz ki... Hayatımızda kimbilir daha nerelerde varlıkların verdiği tepkiler gibi tepki veriyoruz ama fark etmiyoruz? Kaleminize sağlık

  • Nükhet dedi ki

    11 Mayıs 2026

    İnsanın hayatında kıvamı yakalaması ne kadar önemli.

  • Elif dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ne güzel bir yerden değinmişsiniz. Kişi yolunda yürümeye devam ettiği müddetçe yol gösterebiliyor. Yaptıklarımız yolumuzda yürümekte bizi durdurursa bir terslik var demektir.

  • Görkem A. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    İnsan küçüklüğünde farkında varamadığı şeyleri büyüdükçe anlıyor. iyi olmak demek her işi yapıyor olmak, her yükü taşımaya çalışmak demek değil. Tüm gücünü o yolda harcamak demek hiç değil. Yazıda da geçtiği gibi, "Ölçülerinin farkında olup alabildiğin kadarını almak" gerek.

  • Ayşe A dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Aslında hayat herşeyimiz istememişti. Bir ferahlama payı bırakmıştı hep ama insan bütünüyle veriyor o zaman işte sorunlar başlıyor .. Kıvamında tadında yaşamak ben de varım diyebilmekti aslında..😌

  • Serap Y. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Yaşamda ki sınırlarımızı çizebilmek ve koruyabilmenin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan farkındalık dolu tekrar tekrar okunası bir yazı …

    • Merve dedi ki

      11 Mayıs 2026

      Anneliği ne güzel anlatmış. Elinize sağlık

  • Fatma Okumuş dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Ölçü olmadığında hayatta bence sence başlıyor bu hayat bencelerle subjektiflikle... nasıl gerçek bir hayat yaşanacak ki...

  • Fatma B. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Annelerin kendini gördüğü, yaşadığı durumun tablosu olmuş bu yazı. Gerçekten koşup, her şeye yetişmeye çalışan anneler, bir hastalık, sıkıntı gelip yerleşip taşana kadar kendilerinin farkında olamıyor, kendilerine dönüp bakmıyorlar. Annelerin kakuleli kahvesini yudumlayıp, yanıbaşındakilere ''işin bir ucundan sen de tut'' diyebildiği günlerin gelmesi dileğiyle..

  • HÜLYA Tekin dedi ki

    11 Mayıs 2026

    İnsanın kendine olan sınırını ne güzel anlatmış. İnsan her ilişkisinde önce kendisini iyi etmeli ki iyiyi verebilsin. Ben de varım ,sen de ol diyebilmek ne güzel 🤗 Ellerinize sağlık 🤗

  • Şahver Y. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Yapılan tüm betimlemelerle ne güzel bir farkediş... Hayatımızda da örtebilen insanlardan olmak çok kıymetli🍀
    Kaleminize sağlık...

  • Ayşe D. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Her yükü yüklenmek dolaba da zulümdü, annenize de
    Kaleminize sağlık...

  • Hacer dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Gerçek annelere sevgiler

  • Özden Yıldızhan dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Herkese yetmeye çalışırken kendine geç kalmak...
    Ama umutsuz olmamak lazım. Hâlâ nefes alıyorsak mutlaka kendimiz için de bir şey yapmanın imkânı var demektir...

  • Tuğba Ö. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Sağlıklı sınırlar koyabilmek hayatımızda oldukça zorlandığımız bir konu gerçektende. Bir şeyler yaparken kendinden ödün vermeden hareket edebilenlerden, kendini ihmal etmeyenlerden olmak dileğiyle 🙌

  • Melek Hekimhan dedi ki

    11 Mayıs 2026

    İçinde var olan herşeye yetişme kargaşası ama kimseyi memnun edememe hali. Ne kadar gerçek ve hayattan.

  • Gülay dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Hayatta dengeli olmayınca, ölçüyü tutturamayınca ne yazık ki zarar gören yine insanın kendisi oluyor. İnsanın kendi üzerindeki hakkı da başkasının hakkı kadar önemli değil mi?

  • Feyza Ç. dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Bazı aile fertleri için "Nasıl olsa yetiştirip, yapıyor herşeyi" deyip destek olmak aklımıza gelmiyor. Sahiden o kapağın yükünü hafifletecek marifet yok mu bizde? İnsan isterse bulur tabi. Ama önce farketmek gerek. Farkındalık oluşturan bu güzel yazı için teşekkürler...

  • Handan dedi ki

    12 Mayıs 2026

    İnsan her şeye yetişmeye çalışıyor da bir tek kendine geç kalıyor gibi..
    Okurken ne iyi gelen bir yazı oldu🙂

  • Fatma okumuş dedi ki

    12 Mayıs 2026

    Satırları okudukça önce annem sonra kendim, aklıma geldi . Ben de anne olunca aynılarını yaptım. Maalesef çok geç öğrendim sorumluluk vermeyi sorumlulukları paylaşmayı. Çocuk yetiştirirken evin imkanlarına değil sorumluluklarına da ortak olmaları gerektiğini. Fedakar cefakar , bütün yükü üstlenince gerçek anne en iyi anne ben olduğumu zannediyorum... Halbuki yetiştiren olmakmış büyüten değil....
    O yüzden siz erken öğrenin şu eğitimleri bir an önce ulaşın da daha konforlu bir hayata uyanın.

  • Tuba dedi ki

    13 Mayıs 2026

    Anne olmak ne büyük sınav… yazıyı okurken kendi annemi gördüm, ‘ah annem yapma’ dedikçe ‘sen anlamazsın’ deyişinide…

  • Fatma dedi ki

    13 Mayıs 2026

    Ne guzel bir yazi
    Kaleminize saglik
    Sahi insan niye tum gucunu kullanirdi ki?

  • Fatma D dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Bir insanın sorumluluğunu almak mı yoksa o kadar yükü yüklenmek mi diye bakınca her iki tarafa da eziyet oluyor ne bir eksik ne bir fazla
    Bir tarafta yükün tamamını almak
    Diğer tarafta o insanı o kadar marifetsiz yapmak :(

  • Handan K. dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Lakin hayat hiçbir zaman insanın her şeyini vermesini istemedi. Hiçbir olaya tüm gücüyle girmemesi gerektiğini söylemedi.
    Her okumada ayrı bir detay yakalıyor insan, bir kendine bir etrafına bakabildiğinde gerçekler orada öylece duruyor. İnsan, bir durup düşünme payı bıraktığında doğru bildiği yanlışları çok net öğreniyor. Yetiştiren olmayı da bilmek gerekiyor ama önce kendini yetiştirebilmek...

  • Işık dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Ahhh ahhh çayda bile dudak payı var, biz de nefes alacak pay yok. Oysa hayat herşeyini istemedi yazan yerde takıldım galiba… bunun üstüne düşünmek lazım…

  • N.B. dedi ki

    14 Mayıs 2026

    İnsanın hayatta amacı olmazsa ve bizi amaçlarımıza götürücek hedeflerimiz o zaman hep başkalarının peşinde sürükleniriz. Hayatta hep birileri için bir şeyler yapmışız ama kendimiz hiçbir yere varamamışız. Kendimize ait isteklerimiz, zevklerimiz, üretimlerimiz olmamış. Halbuki insan amacına giderken aynı amaca doğru giden kişilere sadece destek olmalıydı kendi hayatını bırakıp başkalarının hayatında olmamalıydı. Kaleminize sağlık güzel bir hatırlatma oldu.

  • Eylem dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Başkalarına yetişirken aslında kendine geç kalmak… annelik saçını süpürge etmeden olmaz diye ifade edilirdi oysa ailede anne iyi olursa çocuklar da eşler de iyi olurdu.. emeğinize sağlık

  • Hazal dedi ki

    14 Mayıs 2026

    İnsan önce kendini güçlendirmeli, kendini iyi hissetmeli ki çevresindekilere de faydası olabilsin 🌸

  • Ece U. dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Anne de olsa böyle , patronda olsa böyle , çalışan da olsa insan dengede olmalı. Çok güzel bir yazıydı, hem güldürdü hem düşündürdü.

  • Emine A dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Önceden insanlar hep kendinden fazlasıyla verirdi, kıymetleri bu dünyadan göçüp gittikten sonra fark edilirdi. Ne eksik ne fazla, her şeyde optimum olmak gerek.

  • Büşra D. dedi ki

    14 Mayıs 2026

    İnsanın kendine karşı da merhametli olması gerektiğini hatırlattı
    Kaleminize sağlık

  • Kadriye dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Hayatı başkalarının üzerinden yaşamaya çalışırsak o hayat çok da amacına ulaşmış bi hayat olmuyor. İnsan kendine kıymet verdiğinde karşı tarafa da kıymet verebiliyor.

  • Selmin dedi ki

    14 Mayıs 2026

    Annelik kendinden vazgeçmek demek değildi oysa ki, ne kadar da yanlış anlamışız😔

  • Serap Y. dedi ki

    15 Mayıs 2026

    Zaman zaman çoğumuzun düştüğü bir girdap ne güzel kaleme alınmış.

  • Seda Nur dedi ki

    15 Mayıs 2026

    Okurken çok duygulandım annem geçti gözümün önünden hep.Bazen her şeyi bizler yapıp başkasının marifet kazanmasına engel oluyoruz hem kendimize hemde başkasına zarardan başka bir şey değil. Çok güzel bir makale olmuş kaleminize sağlık. 💐

  • Almina dedi ki

    16 Mayıs 2026

    İnsan nasılda kendini unutur hale geliyor...

  • Merve dedi ki

    17 Mayıs 2026

    Can annelerimiz. Evlat deyip her zaman ellerinden gelenin hep fazlasını yapmak isteyen annelerimiz.

  • Seher dedi ki

    18 Mayıs 2026

    Anneler bilseydi ki onlar iyi olduklarında çocukları da iyi oluyor, etrafındakiler iyi oluyor.

  • Hatice B. dedi ki

    22 Mayıs 2026

    Yazıyı okudukça kendi annemi gördüm.
    Anne deyince aklıma fedakarlık geliyor.
    Peki insanın kendini bu kadar feda etmesine gerek var mıydı gerçekten?
    İnsan ben de varım demeli.
    Yoksa günün sonunda feda edecek hali kalmayabiliyor.
    Her şey dozunda dengede olduğunda daha güzel oluyor sanki.

  • Melike Ç. dedi ki

    29 Mayıs 2026

    Zaten tüm anneleri bu hale getiren bizim beklentilerimiz ve sanki sadece bizim için yaratılmış biri gibi davranmamız değil mi? Sadece anne olmak değil kadın olmak da buna benziyor canım ülkemde.

  • Aynur B. dedi ki

    7 Haziran 2026

    Bebekken anneye muhtaçtık, o bize verdi. Bizde o verdikçe aldık. Ama biraz büyüdüğümüzde almaktan neden vazgeçemedik? Belki de annelerimizi bu hâle biz getirdik.

  • Zehra dedi ki

    8 Haziran 2026

    Ben bi gidip anneme çay koyayım.

  • Sinem dedi ki

    24 Haziran 2026

    Hepimizin evinde böyle bir anne var. Kıymetini bilelim. Şu zamanda benzerine zor rastlanır insanlardan. Onlardan öğrenmemiz gereken ise kıvamında bir fedakarlık ve biraz da sınırlarımızı koruyabilmemiz.

  • Meltem UZUN dedi ki

    14 Temmuz 2026

    İnsan önce kendine merhamet edebilmeli. Annesini seven ve merhametli olan her insanın annesiyle kavgasının sebebidir kendine merhametsizliği.. Çok içten samimi bir yazı. Kaleminize sağlık..💝

  • Tülin Y. dedi ki

    24 Temmuz 2026

    Okurken gözlerim doldu, adeta benim annemi ve bizim evdeki o sessiz koşturmacayı anlatmışsınız. Portmanto kapağı benzetmesi o kadar yerinde ki... Annelerimizin kendilerine hiç 'dudak payı' bırakmayacak kadar tükenmelerini fark etmek içimi cız ettirdi. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.