Dans Eden Parmaklar

Parmak uçları piyanonun tuşlarına yağmur damlaları gibi düşüyor. Asimetrik “Pıt pıtlar” kendi içinde bir ritim oluşturuyor. Öyle bir ritim ki vuruşların kokusunu alıyorum. Yağmur sonrası toprak kokusu gibi havada süzülüyorlar. Sanki elimi uzatsam hepsini tek tek toplayacağım. Ses; aramızda iki kelam etmeye fırsat vermeyince düşüncelere dalıyorum. Etrafımda zıplayan notalar kâh ellerimden tutup kaldırıyor kâh ağlatıyorlar. Gözlerimden süzülen yağmur damlaları elime düşüyor ve ben güneşi gören ayçiçeği gibi başımı kaldırıyorum. “Parmaklar ne ara duygularla oynamayı öğrendiler.” diye şaşırıyorum. Etrafı biraz daha incelemek istiyorum.

Bir bütünü oluşturmak

Meraklı bir çift göz salonda yürüyüşe çıkıyor. Bakışlarım bazı mobilyaların üzerinden hızlıca geçiyor, bazılarınınsa üzerinde dinleniyor. Öyle özenle hazırlamışlar ki, her bir parça tek başına bir hikâye anlatıyor. Ona rağmen hiçbiri tek başına durmuyor. Diğer objelerle birbirini tamamlıyor, destekliyor. Salonun ortasındaki bordo Afgan halısı girince insanın gözünü alıyor. O kadar iddialı olmasına rağmen diğerlerini sahnenin kenarına itmiyor. Üzerinde ve çevresinde duran tüm mobilyaları kucaklıyor. En çok da tam ortasında duran ahşap piyanoyu taşıyor. “İyi ki geldim.” diyorum yeniden ve etrafı süzüyorum. ”Bir kareyi güzelleştiren tüm öğelerin birlikte çalışması.” diye düşünüyorum. Bir tablonun, bir fotoğrafın, bir odanın veya bir salonun ancak böyle hakkı veriliyor. Ancak o zaman “Güzel olmuş.” diyor insan. “Kıyafeti nasıl da birbirine uydurmuşsun yine.” veya “Eviniz çok keyifli olmuş.” derken aslında bundan bahsediyor.

Fark ediyorum ki bu sadece gördüklerimiz için geçerli olmuyor. Duyduklarımız da bir uyum içinde olduğunda bizi mest ediyor. Art arda sıralanan kelimeler birbirinden kopuk olduğunda sevilmiyor. Tıpkı ayrı telden oynayan notaların kulağı tırmalaması gibi. İnsan; hepsi birbirine tutunsun, bir bütünü inşa etsin istiyor. Kulaklar da gözler gibi bütünün peşine düşüyor. Bu besteyi inşa eden parmakları görmek için piyaniste yaklaşıyorum. Yüreğimi hop oturtup hop kaldıran elleri görüyorum. Müzik hızlandıkça üzerimize yağan yağmur sağanağa dönüşüyor ve bir parmak diğer parmağa yetişmeye çalışıyor. Başka bir eserdeyse bırak yetişmeyi, parmaklar birbirini kovalıyor. Gerektiğinde bazıları geriye çekiliyor ve parça on parmakla değil sekiz parmakla devam ediyor. Hatta zaman zaman bir el diğerini dinlendiriyor ve tek başına koca eseri taşıyor. Sonrasında yine görevi paylaşarak devam ediyor. Hiçbirisi de “Rolümü çaldın!”  deyip, küsüp gitmiyor. Hepsi birlik olmuş eseri tamamlama derdine düşüyor. Kimi zaman zıplaya zıplaya, kimi zaman ise yumuşak dokunuşlarla. 

Aynı ipe tutunmak

Sessizce yanımda oturan eşime bakıyorum. Ona baktığımı sanki hissediyor ve yüzünü bana dönüyor. İkimiz de istemsizce birbirimize tebessüm ediyoruz. Benim gördüklerimi görüyor mu bilmiyorum. Benim düşündüklerimi düşünüyor mu onu da bilmiyorum. Lakin yer aldığımız bu fotoğrafın içinde kendimi iyi hissediyorum. Farklı olsak da aynı ipe tutunuyor, aynı yolda ilerliyoruz. Tüm isteklerimizi ve emeklerimizi aynı çatının altında birleştiriyoruz. Tıpkı aile fertlerinin bozuk paralarını bir kumbarada biriktirmesi gibi. Aynı amaca bağlanmayan koşuşturmaların bizi farklı yönlere götüreceğini biliyoruz. Ayrı diyarlara savrulmadan birlikte ritim tutmayı, beste yapmayı öğreniyoruz. Böylelikle her gün biraz daha kendi hikayemizi inşa ediyoruz. Tıpkı klavyenin üzerinde süzülen bu on parmak gibi.

23 Yanıt

  1. Aile olmak, türlüyü yapan sebzeler gibi ayrı ayrı iken tek bir bütünü oluşturmak. Bir ahengin olması. Herkesin farklı bir tad vererek bambaşka bir lezzetn ortaya çıkması…

    Loading spinner
  2. İnsanın da bu hayatta ritim tutmak için diğer insanlara ihtiyacı var.
    Rakip değil, bir bütünün parçalarıyız. Eserimizi icra edip alkışımızı alıp evimize gidebilmek dileğiyle

    Loading spinner
  3. Birbirinden bambaşka olanlar aynı ipe tutunduğunda yol alabiliyorlar. Hem de neşeyle. Dağılıp parçalanmayan bir bütünün parçaları olmayı başarmak gibi. Birlikte yol alabilmek. Çok güzel olmuş yazı emeğinize sağlık. 🙂

    Loading spinner
  4. Aile olmak demek bir bütünü oluşturan parçalar olabilmekteydi aslında. Bizler ise bütünü tamamiyle kabullenmek yerine, istediğimiz parçaları seçmeye çalıştık ve eksik, uyumsuz parçalar oluşturduk. Oysa herbirimiz aynı melodinin farklı notalarıydık.

    Loading spinner
  5. Notalar uyumla birleşince melodiler kulağa hoş geliyor, tıpkı ilişkilerde olduğu gibi
    Ya ilişkilerde akord yok ve herkes ayrı telden çalıyorsa … Tam bir kaos ve hayal kırıklığı
    Hayatı müzik gibi yaşamak ümidiyle

    Loading spinner
  6. İnsan bu farklılıkları kabul edip o ritmi yakaladığında uyum sağladığında hayatı yıpranmadan akışı güzel hale gelir, yormuyor. Ve o yuvada herkes kendi hedefine doğru emin adımlarla ilerleyebiliyor.

    Loading spinner
  7. Farklı objelerin, insanların, seslerin bir amaç uğruna uyum içinde olmasının önemi çok güzel anlatılmış. Bozuk para örneği çok hoşuma gitti.

    Loading spinner
  8. Farklılığa rağmen anlaşabilmek, bir amaç doğrultusunda birlikte hareket etmek,aynı ipe tutunmak, aynı yolda ilerlemek ve bunun farkına varmak çok güzel. Aynı amaca bağlanmayan koşuşturmalar bizi birbirimizden uzaklaştırıyor.Yazıda kendimi buldum, teşekkürler.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner