Aile Olmak

Masanın altında sağ dizini zıplattığını hem görüyor hem duyabiliyorduk. Sofrada bile sakin oturamıyor, iki lokma yiyip odasına koşuyordu. “Okul nasıl geçti?” sorusuna “İyi.” diye cevap verip susuyordu. Konuşurken yüzümüze bakmıyor, gözünü tabağından ayırmadan ışık hızında yiyordu. Oysa odasına gittiğinde yüksek sesle kahkaha attığını duyabiliyorduk.  Ardı arkası kesilmeden konuştuğuna şahit olduğumuz da oluyordu. Bu çocuğun garezi bize miydi bir türlü anlamıyorduk.

Masadan kaçar gibi kalkarken “Oğlum bir yüzünü görelim.” diye sitem ediyorduk. O zaman da yüzünü asıp üfleyip püfleyerek oturuyordu. Adeta acı çekercesine yüzümüze bakıyordu. “Tamam hadi kalk git nereye gideceksen.” demek zorunda kalıyorduk. Net olan şuydu; artık oğlumuz bizimle vakit geçirmek istemiyordu. Bunu bize her hareketiyle anlatıyordu.

Odasında bir oyunun başına oturuyor ve saatlerce muhabbet ediyordu. “Bu muhabbetin yarısını bize yapmıyorsun.” diye serzenişte bulunuyorduk. Onu da duymuyor ya da duymamazlıktan geliyordu Saatlerce ne yaptığını merak ettiğimizde meyve tabağı hazırlayıp götürüyorduk. “Çok geç olmadı mı? Yazık o gözlerine bak kanlanmış. Kapat artık şu ekranı yarın devam edersiniz.” diyorduk. Bizim oğlan “Tamam anne!” deyip yine devam ediyordu.

Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde onlarda aynı durumdan yakınıyordu. “Demek ki gençler artık böyle.” deyip teselli bulmaya çalışıyorduk. Bazı ebeveynler ise konuyu “olumlu” yönüyle ele almaya çalışıyordu. “Artık tüm işler bilgisayarlar üzerinden yürüyecek zaten. Ekranlara hâkim olmaları gelecek için iyi bir şey. Zaten oğlumuz yazılımcı olsun istiyoruz.” deyip sorunu başka bir seviyeye çıkarıyorlardı. Bu söylediklerine acaba gerçekten inanıyorlar mıydı? Koskoca bir gençliği ekran karşısında kaybediyorduk. Bizler de anne babalar olarak sadece izliyorduk.

Acaba sorun gençlikte değil, onları “yetiştirdiklerini” düşünen ebeveynlerde olabilir miydi?

Liderlik

Ailenin lideri olmak sadece kariyer danışmanlığı yapmak gibi değildir. “Oğlum ödevlerini yap!” veya “Kapat o oyunu geç oldu!” gibi emirler vermek de her zaman işe yaramaz. Çocukların eğlence için de bir yönlendirmeye ihtiyacı vardır. Zarar görmeden eğlenebileceği yöntemleri bilmek ve onlara anlatmak da önemlidir. Onlarla birlikte aktiviteler yapmak, uzun ve keyifli zaman geçirmek, aile bağlarını güçlendirir.

Çocuk ancak ailesiyle birlikte doyum aldığında, tatmin olduğunda onlara bağlanır. Aileyi sadece sıkıcı kuralların olduğu bir yer olarak algıladığında ise bu bağlar gitgide zayıflar. İnsan mutlu olduğu yerde, mutlu olduğu insanlarla olmak ister. Ebeveynlerin aile içi paylaşımları ve keyifli anlarının arttırılması; aile bağlarının güçlenmesinde önemli bir rol oynar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner