“Önümüzdeki hafta sergi açılışına bekliyorum.” diyordu kapı komşum. “Gelirsen gerçekten çok sevinirim.” cümlesini de bir tebessümle ekliyordu. Davetinde çok samimiydi, yaptıklarını başkalarıyla paylaşmak istiyordu. Yıl boyunca kursa büyük bir heyecanla gidişine tanık oluyordum. Sabahları evden boya damlamış pantolon ve botlarıyla koşarak çıkıyordu. Ellerini en son ne zaman temiz gördüğümü hatırlamıyordum. Parmaklarını kırmızılar, pembeler ve sarılar süslüyordu.
Bazı günler burnunda mavi bir leke ile döndüğü oluyordu. “Bugün gökyüzü mü çalıştınız?” diye takılıp burnunu işaret ediyordum. O da benimle birlikte gülüyordu. Bu halinden çekinmek yerine gayet mutlu görünüyordu. Çocuk gibi yüzünü, gözünü boyamış olması onu rahatsız etmiyordu. Fırçaları elinden bırakmıyor, gördüğü her şeyin resmini yapmak istiyordu.
Bazı günler derin düşüncelere daldığını görüyorduk. “Kim bilir yine hangi rengi tutturamadı.” diye aramızda gülüşüyorduk. Çoluk çocuk demeden sımsıkı tutunuyordu yarısı sıkılmış renk tüplerine. Elinden bırakmıyor, “Bu bir şeye benzememiş.” diyenlere omuz silkiyordu. Bazı günler yoruluyor; “Ev sirk alanına döndü.” diye yakınıyordu. Bu şekilde onun bir yılının nasıl geçtiğini görüyordum.
Yarım kalmış hayaller
Tabi ki sergisine gitmeyi düşünüyordum ama benim gitme sebebim biraz farklıydı. Resim sanatına çok yabancı değildim. Yıllar önce benim de denemelerim olmuştu. Ben de aynı heyecanla tuvalimi kucaklayıp kursa koşmuştum. Günlerce şehrin en iyi hocasını araştırmıştım. Sınıfı açılır açılmaz soluğu kapısında almıştım. Her boydan doğal kıl fırçalar edinmiştim. İnsan boyunda tablolar hazırlamaktı niyetim. Tüm bunları yaparken objelerin detaylarını da çizmekten kaçınmayacaktım. Gören herkese “Aman Allah’ım!” dedirtecektim.
Yani aslında içten içe geleceğin ünlü ressamlarından olmayı planlıyordum. Renk paletim gören herkesin gözlerini şenlendiriyordu. Ben ise açacağım sergileri hayal ediyordum. Yok, sadece yurt içinde değil, yurt dışında da olacaktım. Ünlü ressamları ve onların tekniklerini araştırıyordum. Hatta üzerine uzun uzun konuşmalar yapıyordum. Ev resim kataloglarıyla dolup taşıyor sanki üniversiteyi tekrar okuyordum. Lakin asıl yapmam gereken şeyi bir türlü yapamıyordum.
Her işin başlangıcı zordur
Büyük bir hevesle başına geçtiğim tuvale istediklerimi yansıtamıyordum. Aklımda kurduklarımla karşımda gördüklerim birbirine hiç benzemiyordu. Beyaz zeminin üzerine çizdiklerim çocuk resimlerini andırıyordu. Her bir fırça darbesinde motivasyonum düşüyor, gözlerim doluyordu. İki haftanın sonunda ise pes ediyordum. “Beceremedin işte!” deyip kendimi hor görüyordum. Sonrasında özenerek aldığım boya malzemelerimi bir kolinin içine kapatıyordum. “Gözümün görmeyeceği bir yere saklayayım!” deyip deponun dibine kaldırıyordum.
Yetişmek ve yetiştirmek sabır ister
Oysa bir ressamı ressam yapan ilk fırça darbesi değildir. Ressamlık bıkmadan, sıkılmadan atılan her bir fırça darbesinde saklıdır. Her bir fırça darbesi pes etmemenin izidir. Ancak öyle olduğunda ortaya bir eser çıkmış olur.
Tıpkı çocuğunu hayata hazırlayan anne babanın yaptığı gibi. Çocuğunun yeni şeyler öğrenmesine sabır gösterdiğinde ebeveynler yetiştiren olur. Öğrenirken hata yapmasını normal gördüğünde cesaret verir. Tekrar başlamasına fırsat tanıdığında her koşulda devam etmesini sağlar. Çünkü yeni bir şeyler denemek ve öğrenmek başlangıcında sancılıdır. Bu zamanlarda tahammül edildiğinde çocuk adeta ilmek ilmek işlenir.
Yetişmenin ve yetiştirmenin sırrı; azimle, sabırla ve kararlılıkla devam edebilmekte saklıdır. Böylelikle ulaşmak istediğimiz hedefin uzak olmadığını da fark edebiliriz. Yeter ki baştaki zorlukları göze alıp yola devam edebilelim.
4 Yanıt
Yetişmek ve yetiştirmenin sırrı gerçekten de kararlı ve sabırlı olmak. Ama insan herşey bir an önce olsun, sonuçlansın ister ve ilk başarısızlıkta da pes eder, vazgeçer. Oysa başlangıçlar hep zordur.
İşin başındaki heves geçtikten sonra da devam edebilmek insana başarıyı getiriyor, güzel hatırlatma oldu
Bir hevesle pıt diye başlanılan şeylerin arkası pek gelmiyor sanki.
İşin başındaki heves geçtikten sonra da devam edebilmek insana başarıyı getiriyor, güzel gatırlatma oldu